Avarız-ı divaniye, Osmanlı Devleti’nde savaş ve olağanüstü durumların masraflarını karşılamak üzere padişah emriyle halktan hizmet, ayni mal veya para olarak alınan ve Tanzimat’a kadar süren bir vergidir [1].
Avarız Kelimesinin Anlamı
Avarız, Arapça “ârız” kelimesinin çoğuludur ve “sonradan meydana gelen, sonradan ortaya çıkan şey” anlamına gelir. Osmanlı maliyesinde kelime, divanın kararıyla olağanüstü hâllerde toplanan vergileri karşıladı. 17. yüzyılda bu vergiler “avarız-ı divaniyye ve tekâlif-i örfiyye” adıyla anıldı [2].
Aynı vergiler “tekâlif-i divaniyye” adıyla da kaydedilmiştir. Vergi, resim ve harç türünden yükümlülüklerin hepsi bu adlandırmanın kapsamına girer [3].
Avarız Vergisi Ne Zaman Ortaya Çıktı?
Osmanlılar’da avarızın Fatih Sultan Mehmet döneminden itibaren alınmaya başlandığı ileri sürülmüştür. Avarız muafiyetlerinin ise daha eski olduğu ve Anadolu beylikleri döneminde de bulunduğu bilinmektedir [3].
Avarız türünden ayni bir yükümlülük olan nüzulün bilinen en eski kaydı 16 Ekim 1500 tarihlidir. Bu belgeyle Piriştine’den İnebahtı seferi için 250 müd buğday ve arpa istendi. Yavuz Sultan Selim’in 1514 Çaldıran seferinde nüzul 422.846 haneye toplam 688.428 kile olarak dağıtıldı ve 312.734 haneden 508.740 kile hububat toplandı [4].
Ayni Yükümlülükten Nakdi Vergiye
Devlet, savaş sırasında başta yiyecek olmak üzere ihtiyaç duyduğu malzemeyi avarız-ı divaniye adıyla halktan temin ediyordu. Bu yükümlülüğün bir kolu olan nüzul, belirli bir askerî birliğin beslenmesi için tespit edilen miktardaki zahirenin toplanmasıydı. Zamanla nüzul ayni olarak alınmaktan çıktı ve parayla ödenen bir vergiye dönüştü [4].
Avarız, 16. yüzyıl boyunca yalnızca savaş gibi olağanüstü durumlarda toplandı. Yüzyılın sonundan itibaren kapsamı genişledi ve 17. yüzyılda yıllık olarak tahsil edilen düzenli bir vergi hâline geldi [2]. Ardarda gelen savaşlar ve iç meseleler bu yükümlülüklerin hemen hepsini sürekli bir vergiye çevirdi [3].
Ordunun iaşesi için para karşılığı zahire toplanmasına sürsat adı verildi. 1730’da İran seferi için Amasya livasından 3.753 kile buğday, 2.502 kile un ve 7.508 kile arpa satın alındı. Mart 1731’de Revan serdarı Ali Paşa için Sivas eyaletinden 400 deve ile 300 katır ve beygir istendi ve bunların 65 katır ile beygiri ve 52 devesi Amasya livasına düştü. Seferler yüzünden istenen vergiler karşısında bazı köyler “perâkende ve perişân” olduklarını bildirdi [5].
Avarız Hanesi
Avarız, “avarız hanesi” denilen vergi birimlerinden alınırdı. Bu birim, tahrir defterlerindeki gerçek haneden farklıydı ve bölgenin sosyal ve ekonomik durumuna göre birden çok gerçek hanenin birleştirilmesiyle oluşturulurdu [6].
Avarız Hanesi Kaç Haneden Oluşurdu?
Bir avarız hanesini 4 ile 50 arasında gerçek hane oluşturuyordu [7]. Uygulamada 3, 5, 10 veya 15 gerçek haneden oluşan avarız haneleri yaygındı [6]. 16. yüzyılın başlarında nüzul tahrirlerinde vergi birimi hâlâ gerçek haneydi, birleşik avarız hanesi 17. yüzyılda yerleşti [4].
1678 tarihli Antakya avarız defterinde şehirdeki her 5 ev bir avarız hanesi sayıldı. Defterde mükellefler ödeme güçlerine göre a’lâ (iyi durumda), evsat (orta hâlli) ve ednâ (fakir) olarak 3 gruba ayrıldı [8].
Avarızdan Kimler Muaftı?
Avarız yükümlüleri “avarız hanesi”, muaf olanlar ise “gayr-ez-avarız” diye kaydedilirdi. Derbendcilik, tuzculuk, madencilik, celeplik ve şahincilik gibi bir hizmetle yükümlü olanlar avarızdan muaftı. Kadı, naib, sipahi, muhassıl ve müderris gibi görevliler ile imam, hatip, müezzin, zaviyedar, şeyh ve seyyidler de muafiyet sahibiydi. Körlük, delilik ve düşkünlük gibi bedenî engeli olanlardan da avarız alınmazdı [7].
1678’de Antakya’nın 1.614 gerçek hanesinin 1.356’sı avarıza tabi, 258’i muaftı ve şehir 271 avarız hanesi olarak hesaplandı. Bu hanelerin 200’ü menzilcilere ait olduğundan muaf tutuldu ve Antakya’nın avarız hanesi sayısı 71’e indi [8].
Avarız Vergisinin Toplanması
Kıbrıs’ta 18 Şubat 1608 tarihli bir hükümle Celali karışıklıkları sırasında Anadolu’dan adaya kaçanlardan avarız alınması emredildi ve her 5 nefer bir avarız hanesi sayıldı. 1608’de adadaki 225 Müslüman avarız hanesinden 70.200 akçe toplandı. 1609 defterlerinde eski Müslümanlar (etrak) avarız hanesi başına 60 akçe, yeni Müslümanlar (nev-müslim) ise 120 akçe ödedi [6].
Antep’in avarız yükü 1705’te 373,5 avarız hanesi üzerinden 3.730 guruştu. 1747’de avarız hanesi sayısı 314’e düştüğü hâlde istenen miktar 3.767 guruş oldu. 18. yüzyılın ilk yarısında Antep’te avarız tahsildarına 50 guruş, katibe 5 guruş ücret ödendi ve konaklama ile hizmet giderleri vergi toplamına eklendi [2].
Devlet Bütçesindeki Yeri
Avarız, Osmanlı bütçesinin olağanüstü gelirleri içinde büyük bir paya sahipti. 828 milyon akçelik 1692 bütçesinde avarızın payı 188 milyon akçeydi. 1 milyar akçeyi aşan 1715 bütçesinde bu pay 134 milyon akçeye indi [7].
1875’te çıkarılan bir talimatla avarız vakıflarının birikmiş paraları ilk mekteplere ayrıldı. 1930 tarihli Belediye Kanunu ile kalan avarız vakıfları belediyelere devredildi [9].
Avarız Vergisi Ne Zaman Kaldırıldı?
Avarız vergisi Tanzimat ile kaldırıldı [7]. Tanzimat döneminde çok sayıda türü ve tahsis şekli bulunan bu vergilerin yerine tek bir vergi getirilmek istendi [3].
Kaynakça
- Ömer Lütfi Barkan, “Avarız”, İslâm Ansiklopedisi, c. II, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul 1979, s. 13.
- Serhat Kuzucu, “XVIII. Yüzyılın İlk Yarısında Antep’te Avârız Vergisinin Uygulanışı (Şer’iyye Sicillerine Göre)”, Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, c. 15, sy. 1 (2016), s. 101-118 (s. 105-111).
- Ahmet Tabakoğlu, “Tekâlîf”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. XL, İstanbul 2011, s. 336-337.
- Süleyman Polat, “Osmanlı Devleti’nde Nüzul Vergisinin Teşkili ve Gelişimi: XVI-XVII. Yüzyıllarda Osmanlı Ekonomisini Nüzul Vergisi Üzerinden Değerlendirmek”, Belleten, c. LXXVIII, sy. 281 (2014), s. 829-854 (s. 830-844).
- Jülide Akyüz Onat, “18. Yüzyılda Amasya Kazasına Tahmil Olunan Vergiler”, History Studies, c. 3, sy. 2 (2011), s. 321-336 (s. 328-331).
- Mehmet Demiryürek, “XVII. Yüzyıl Başlarında Kıbrıs Avarız Vergisi: Kıbrıs’ın ‘Etrak’ ve ‘Nev-Müslim’leri”, Türkiye İktisat Kongresi 2023 Bildiriler Kitabı, ed. Yunus Pustu, Ayşenur Şenel, Hande Yaren Karacabey, Türk Tarih Kurumu, Ankara 2024, s. 400-423 (s. 400-408).
- Halil Sahillioğlu, “Avârız”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. IV, İstanbul 1991, s. 108-109.
- Enver Çakar, “17. Yüzyılın İkinci Yarısında Antakya Kazasında İskân ve Nüfus (1678/1089 Tarihli Avârız-Hâne Defterine Göre)”, Belleten, c. LXVIII, sy. 252 (2004), s. 431-460 (s. 431-437).
- Mehmet İpşirli, “Avârız Vakfı”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. IV, İstanbul 1991, s. 109.

