Divan-ı Mezalim

» » Divan-ı Mezalim

Divanı Mezalim

Divan-ı Mezalim, 7. yüzyılın sonu ile Osmanlı dönemi arasında İslâm devletlerinde hükümdarın ya da vekilinin başkanlık ettiği ve halkın devlet görevlilerine karşı şikâyetlerini dinleyen bir yüksek mahkemedir [1].

Divan-ı Mezalim Nedir?

Mezâlim, Arapça “haksızlık, zulüm, haksız yere alınmış mal” anlamındaki mazlime kelimesinin çoğuludur. Terim, İslâm devletlerinde en yüksek idari yargı ve denetim makamını ifade eder. Mâverdî ve Ebû Ya’lâ el-Ferrâ gibi klasik müellifler kurumun kökenini İslâm öncesi Mekke’deki Hilfü’l-fudûl’e bağladı. Hz. Peygamber döneminde müstakil bir mezâlim kurumu yoktu [1].

Emevîler Döneminde İlk Mezalim Oturumları

Emevî halifesi Abdülmelik b. Mervân (685-705), mezâlim oturumları için ilk defa belli bir gün tayin etti ve bazı davalarda Kadı Ebû İdrîs el-Evdî’yi yetkili kıldı. Ömer b. Abdülazîz (717-720), kendisinden önceki Emevî ailesi mensuplarının ve valilerin beytülmâle ve halka karşı işledikleri suçları başında bulunduğu mezâlim oturumlarında yargıladı. Haksız yere alınmış malları sahiplerine ya da beytülmâle geri verdi [1].

Abbasîler’de Mezalimin Kurumlaşması

Abbâsî halifesi Mehdî-Billâh (775-785) döneminde mezâlim bir devlet kurumu niteliği kazandı [1]. Mehdî’den sonra Hâdî, Hârûnürreşîd ve Me’mûn da mezâlim davalarına baktı [2]. Mühtedî-Billâh (869-870), mezâlim oturumları için Kubbetü’l-mezâlim adını verdiği 4 kapılı, kubbeli büyük bir bina yaptırdı [1]. Mezâlime bizzat oturan son Abbâsî halifesi Mühtedî idi [2].

Basra’da 974-975 yılında doğan ve 27 Mayıs 1058’de Bağdat’ta ölen Mâverdî, el-Ahkâmü’s-sultâniyye adlı eserinde devlet, idare ve maliye hukukuna giren konuları ele aldı. Mâverdî bu eserde halifenin mezâlim davalarına bizzat başkanlık etmesini adaletin gereği saydı [3].

Divan-ı Mezalim’e Kimler Başkanlık Ederdi?

Kurula halife ya da sultan başkanlık ederdi; onların yerine vezir veya vali de bu görevi üstlenebilirdi. Oturumda 5 grup görevli hazır bulunurdu: muhafızlar, kadılar ve hakemler, fakihler ve bilirkişiler, kâtipler, şahitler. Oturumlar için genellikle sabahın erken saatleri seçilirdi [2].

Bazı dönemlerde muhtesib ile askerî ve idari temsilciler de kurulda yer aldı. Hükümdarın atadığı mezâlim görevlisine sâhibü’l-mezâlim, vâli’l-mezâlim ya da nâzırü’l-mezâlim denirdi [1].

Mezalim Kurulunun Görev Alanı

Mezâlim kurulu, görevlilerin yolsuzluklarına ve olağan mahkemelerin gücünün yetmediği nüfuzlu kişilere açılan davalara bakardı. Kadı kararlarını yeniden inceler, haksız vergi, müsadere ve iade işlerini karara bağlar, sahipsiz vakıfları denetlerdi [1].

Divan-ı Mezalim ile Kadı Mahkemesi Arasındaki Fark Nedir?

Mezâlim kurulunun yetki alanı kadı mahkemesininkinden genişti ve idari anlaşmazlıkları da kapsardı. Kurulun kararlarını uygulatma gücü daha fazlaydı ve devlet başkanı oturumlara doğrudan katılırdı [1].

Fâtımîler’de Mezalim

Fâtımîler’de ilk mezâlim oturumu, Halife Muiz-Lidînillâh’ın başkumandanı Cevher es-Sıkıllî’nin başkanlığında yapıldı [1]. Cevher, 3 Temmuz 969’da Fustat’a girdi ve Kahire’nin temellerini attı. 4 Nisan 970’te Ezher Camii’nin temelini attıran Cevher, 28 Ocak 992’de öldü [4].

Karahanlılar, Gazneliler ve Büyük Selçuklular

Karahanlı hükümdarları mezâlim toplantıları düzenleyerek haksızlığa uğrayan tebaanın şikâyetlerini dinlerdi. Gazneliler’de Sultan Mahmud ve Sultan Mesud, halkın şikâyetlerini dinlemek için haftada 2 gün mezâlime otururdu. Büyük Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey’in ilk icraatlarından biri, halktan gelen şikâyetlere bakmak için mezâlim oturumları düzenlemek oldu [2].

Nizâmülmülk, vezir sıfatıyla haftada 2 gün Dîvân-ı Mezâlim’e başkanlık etti ve Siyâsetnâme’de mezâlime geniş yer verdi [1]. Harezmşahlar’da ise başında bir kumandanın bulunduğu ve örfî hukuka göre hüküm veren bir mezâlim mahkemesi vardı [2].

Zengîler ve Eyyûbîler’de Dârüladl

1146-1174 yılları arasında hüküm süren Nûreddin Mahmud Zengî, Dımaşk’ta bir dârüladl yaptırdı. Nûreddin haftanın belli günlerinde burada başkadı ve diğer kadılarla birlikte oturarak davaları dinlerdi. 15 Mayıs 1174’te Dımaşk’ta öldü [5].

Dârüladl Ne Demektir?

Dârüladl (dârü’l-adl), “adalet evi” anlamına gelir ve mezâlim oturumları için yapılmış müstakil binaları ifade eder. Bu binalar Nûreddin Zengî ve Selâhaddîn-i Eyyûbî döneminde inşa edildi. Eyyûbîler’de mezâlim mahkemeleri, olağan mahkemelerde çözülemeyen davalara bakan bir üst mahkeme gibi çalıştı [6].

Anadolu Selçukluları’nda Mezalim

Anadolu Selçuklu sultanları, I. Alâeddin Keykubad’ın saltanatının ortasına kadar pazartesi ve perşembe günleri dâdgâhta bizzat oturur ve şikâyetçileri dinlerdi. I. Gıyâseddin Keyhusrev ve I. Alâeddin Keykubad bu geleneği sürdürdü. 1230’da Yassıçimen Savaşı’nın kazanılmasından sonra işlerin artmasıyla sultanların mezâlime oturması ihmal edildi ve bu görev devlet erkânına bırakıldı [7].

Emîr-i Dâd Kimdir?

Emîr-i dâd, Arapça emîr ile Farsça “adalet” anlamındaki dâd kelimelerinden oluşan bir unvandır. Anadolu Selçukluları’nda emîr-i dâdlık sürekli bir memuriyetti. Emîr-i dâd bir şikâyet geldiğinde durumu araştırır, suçluları ve gözden düşen emirleri tutuklar, sultanın verdiği emirleri ölüm cezası dahil uygulardı. Emîr-i dâdlar Moğol hanlarına gönderilen elçilik heyetlerinde de görev aldı. İbn Bîbî’nin eserindeki ve el-Hoyî’nin münşeat mecmuasındaki bilgiler, emîr-i dâdın mezâlim divanına başkanlık edip etmediği konusunda kesin bir sonuca izin vermez [7].

Memlükler’de Mezalim

Memlükler’de (1250-1517) sultan ya da vekilinin başkanlık ettiği mezâlim mahkemesi haftada 2 gün dârüladlde toplanırdı ve Dımaşk’ta da bir şubesi vardı. Hanefî, Şâfiî ve Mâlikî mezheplerinden tayin edilen dârüladl müftüleri dinî meselelerde fetva verirdi [8].

Bahrî Memlükler döneminde mezâlim oturumları pazartesi ve perşembe günleri yapılırdı [2]. 1260-1277 yılları arasında hüküm süren Baybars, 4 Sünnî mezhebin her biri için ayrı kadılkudât tayin eden ilk sultandır [9].

Dîvân-ı Hümâyun'a yapılan şikâyetlerin kaydedildiği 17. yüzyıl Osmanlı şikâyet defteri. Kaynak: Osmanlıca Çeviri Merkezi
Dîvân-ı Hümâyun’a yapılan şikâyetlerin kaydedildiği 17. yüzyıl Osmanlı şikâyet defteri. Kaynak: Osmanlıca Çeviri Merkezi

Osmanlılar’da Divan-ı Hümayun

Osmanlılar’da mezâlim divanı, daha geniş yetkilerle donatılmış Dîvân-ı Hümâyun adıyla ortaya çıktı [1].

Fâtih Sultan Mehmed, divanda padişahın başkanlığını kaldırdı ve bu görevi vezîriâzama bıraktı. Dîvân-ı Hümâyun 16. yüzyılda haftada bazen 4, bazen 5 gün toplanırdı. 17. yüzyıl başlarında toplantı sayısı haftada 2’ye indi, 18. yüzyıl başından sonra iyice azaldı. Divana sosyal mevki, yaş, din, dil ve cinsiyet farkı gözetilmeksizin herkes yazıyla ya da bizzat başvurabilirdi. İslâm hukukunda kadının hükmü kesin sayıldığı hâlde divan kadıların hükümlerini de incelerdi. Haksız bulunan hükümler bozulur ve yeniden karar verilmek üzere kadıya gönderilirdi. Zamanla Dîvân-ı Hümâyun’un yetkileri vezîriâzamın ikindi divanına geçti [10].

Ayrıca Akkoyunlu hükümdarı Hasan Padişah adil davranmak için çok sık bir şekilde Divan-ı Mezalim’de yargılamalar yapmış ve bu yargılamalar “Uzun Hasan Kanunları” şeklinde tarihte yerini almıştır.

Divan-ı Mezalim Günümüzde Hangi Kurumlara Benzer?

Divan-ı Mezalim bazı görevleri bakımından bugünkü Danıştay, Yargıtay ve Sayıştay’a benzer [2]. Halkın kamu görevlilerini şikâyet edebildiği bir kurum olarak Divan-ı Mezalim, Divan-ı Hümayun ve kadı mahkemeleriyle birlikte Türk idare geleneğinde ombudsman (kamu denetçisi) kurumunun öncülleri arasında yer alır [12].

Kaynakça:

  1. Celal Yeniçeri, “Mezâlim”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. XXIX, İstanbul 2004, s. 515-518.
  2. Mehmet Şeker, “Ortaçağ Türk-İslâm Devletlerinde Hükümdarın Adalet Sembolü: Dîvânü’l-Mezâlim”, Humanitas: Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi, c. 5, sy. 10 (2017), s. 77-89.
  3. Cengiz Kallek, “Mâverdî”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. XXVIII, İstanbul 2003, s. 180-186.
  4. Ramazan Şeşen, “Cevher es-Sıkıllî”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. VII, İstanbul 1993, s. 456-457.
  5. Bahattin Kök, “Nûreddin Zengî, Mahmud”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. XXXIII, İstanbul 2007, s. 259-262.
  6. Ayşe Dudu Kuşçu, “Eyyûbîler’de Mezâlim Mahkemeleri ve Dârü’l-Adl”, Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, sy. 26 (2009), s. 207-229.
  7. Erdoğan Merçil, “Selçuklularda Emîr-i Dâd Müessesesi”, Belleten, c. LIX, sy. 225 (1995), s. 327-340.
  8. İsmail Yiğit, “Memlükler”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. XXIX, İstanbul 2004, s. 90-97.
  9. Kâzım Yaşar Kopraman, “Baybars I”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. V, İstanbul 1992, s. 221-223.
  10. Ahmet Mumcu, “Dîvân-ı Hümâyun”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. IX, İstanbul 1994, s. 430-432.
  11. Necati Aktaş, “Atik Şikâyet Defteri”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. IV, İstanbul 1991, s. 68.
  12. Mustafa Demirkol, “The Transition from Divan-ı Mezalim to Ombudsman: Addressing the Need for Public Monitoring”, Denetişim, sy. 32 (2025), s. 33-44.
İlk yayınlanma tarihi: 6 Ekim 2026
Son güncellenme tarihi: 8 Ekim 2026

Bu makalede yer alan tüm bilgiler çeşitli resmi tarihi kaynaklardan faydalanılarak ekibimiz tarafından oluşturulmuştur. Detaylar için eksik bilgi bilgilendirme sayfamıza bakabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir