Mondros Ateşkes Antlaşması

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (5 votes, average: 3,40 out of 5)
Loading...


mondros-ateskes-antlasmasi
 
 
Çeşit
İmzalanma Tarihi30 Ekim 1918
YerMondros
İmzacı
devletler
Birleşik Krallık Birleşik Krallık
Fransa Fransa
İtalya Krallığı İtalya Krallığı
Karadağ Krallığı Karadağ Krallığı
Osmanlı İmparatorluğu Osmanlı İmparatorluğu
Sırbistan Krallığı Sırbistan Krallığı
Yunanistan Krallığı Yunanistan Krallığı

İmzalayanlar

Dilleriİngilizce, Fransızca, Osmanlı Türkçesi

1. Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru Osmanlı ve müttefikleri bu savaşta daha fazla direnemeyeceklerini ve devam edemeyeceklerini anlamışlardı. İlk olarak Bulgaristan’ın savaştan çekilmesiyle birlikte Osmanlı Devleti’nin Almanya ile bağlantısı kesilmiştir. Böylelikle Almanya’nın ordumuza askeri malzeme göndermesi neredeyse imkansız hale gelmiştir. Bu ülkeler Wilson İlkeleri’nin doğrultusunda bir antlaşma imzalamak istiyorlardı. ABD, Almanya ve Avusturya – Macaristan’ın isteklerini değerlendirirken Osmanlı Devleti’nin ateşkes teklifine cevap dahi vermemiştir. Talat Paşa’nın sadrazamlıktan istifa etmesi üzerine Tevfik Paşa sadrazam olmuştur. Yeniden İsviçre aracılığıyla ateşkes teklifinde bulunan Tevfik Paşa’da maalesef olumlu bir yanıt alamamıştır. Tevfik Paşa’nın sunduğu öneri de kabul edilmeyince sadrazamlıktan alınmış ve yerine Ahmet İzzet Paşa sadrazam olarak atanmıştır. Çok büyük çaba veren Osmanlı Devleti’nin Mondros Ateşkes (Mütarekesi) Antlaşması teklife sonunda değerlendirmeye alınmış ve kabul edilmiştir.

mondros-harita

Mondros antlaşmasının ardından itilaf devletlerinin işgal ettiği topraklar.

İngilizler, ateşkes görüşmelerinin 30 Ekim 1918 tarihinde Limni Adasının Mondros limanında yapılacağını Osmanlı Devleti’ne bildirmiştir. Başkanlığını Bahriye Nazırı Hüseyin Rauf Orbay’ın yaptığı bir heyet ile İngiliz Amiral Calthorp’un başkanlık yaptığı itilaf devletleri heyeti arasında imzalanmıştır. Bu antlaşmayı imzalamaya giden Osmanlı Heyeti, ortak olarak belirlenecek hükümlere göre bir mutabakat sağlanacağını düşünüyordu; ancak maddeler çoktan belirlemişlerdi. Sunulan maddeler ateşkes antlaşmasından çok teslim olmaya yönelik bir belgeye benziyordu. Osmanlı Devlet antlaşma maddelerinin hafifletilmesine yönelik tekliflerde bulunduysa da bu teklif dikkate alınmadı ve maddelerde değişiklik yapılmadı.

Bu görüşmeler 5 gün sürmüştür. 5. gün sonrasında ise Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında Mondros Ateşkes Antlaşması imzalanmıştır. 31 Ekim günü yürürlüğe giren antlaşmanın 7. maddesi itilaf Devletleri’nin amacını apaçık ortaya koymuştur. 7. Maddesinde yer alan “herhangi bir tehdit durumunda bu noktaların işgal edilme hakkının itilaf devletlerinde bulunması” maddesiyle Osmanlı’yı parçalamaya yönelik girişimlerde bulunulduğu belli edilmiştir. Bu antlaşma 25 maddeden oluşmuştur. Bu antlaşmada ki maddeler aynı olmasa da Almanya, Avusturya – Macaristan ve Bulgaristan’ın imzaladığı ateşkes antlaşmasının hükümleri ile benzerlik göstermekteydi.

mondros-imza

Mondros’u imzalayan heyet.

Mondros Ateşkes Antlaşması’nın Maddeleri

  1. Çanakkale ve İstanbul boğazları İtilaf Devletleri tarafından resmen işgal edilecektir. Bu boğazlar geçişe açılacak ve Karadeniz’e geçiş serbest olacaktır.
  2. Sulara yerleştirilen mayın, torpido, kovan ve diğer engellerin yerleri İtilaf Devletleri’ne gösterilecek ve bunların kaldırılması için yardım edilecektir.
  3. Karadeniz’e yerleştirilen mayınlar hakkında da gerekli bilgi İtilaf Devletleri’ne verilecektir.
  4. Osmanlı Devleti’nin esir ya da tutuklu olarak tuttuğu İtilaf güçlerinin ve Ermenilerin bütün esirleri kayıtsız ve şartsız olarak salıverilecektir.
  5. İç güvenliği ve sınır güvenliğini sağlayan birlikler haricindeki bütün Osmanlı ordusu derhal terhis edilecektir. Türk ordularının ilerideki durumu ise İtilaf Devletleri tarafından Türk ordusuna danışılarak belirlenecektir.
  6. Türklerin hâkimiyet gösterdiği sulardaki bütün savaş gemileri İtilaf Devletleri’ne verilecek ve bu gemiler belirlenen limanlarda gözaltında tutulacaktır.
  7. Sınırlar içerisinde İtilaf Devletleri’nin güvenliğini tehdit edecek bur durum söz konusu olduğunda, İtilaf Devletleri istedikleri herhangi bir stratejik noktayı işgal edebileceklerdir.
  8. Osmanlı Devleti’ne ait olan liman, demiryolu ve tersaneler İtilaf Devletleri’ne açılacak ve rahatça kullanabilecekler. Osmanlı gemileri, bu devletlerin hizmeti altında olacaklar.
  9. Osmanlı Hükümeti’ne ait olan tersane ve limanlardaki bakım onarımla ilgili araçlardan İtilaf Devletleri yararlanacaktır.
  10. İtilaf Devletleri, Toros tünellerinde hâkimiyet sağlayacaktır.
  11. Kuzey – Batı İran ve Kafkasya’dan Osmanlı derhal geri çekilecektir.
  12. Türk Hükümetlerinin makam haberleşmeleri dışındaki telsiz telgraf ve kablolar İtilaf Devletleri tarafından denetlenecektir.
  13. Ticari, askeri ve denizle ilgili tüm araç ve gereçlerin tahribi önlenecektir.
  14. Mazot, yağ ve kömür rezervleri Türkiye’den alınacak ve bu maddeler kesinlikle ihraç edilmeyecektir.
  15. Halkın ihtiyaçları göz önünde bulundurularak bütün demiryolları halkın kullanımına açık hale getirilecektir. Bu demir yollarının kontrol ve denetimi belirlenen zabıtalar tarafından yapılacaktır.
  16. Suriye, Yemen, Hicaz, Asir ve Irak’taki birlikler en yakın İtilaf güçlerine giderek teslim olacaklardır.
  17. Bingazi ve Trablus’ta ki Osmanlı subayları İtalyan garnizonlarına teslim olacaktır.
  18. Subaylarla birlikte bu topraklarda bulunan limanların İtalyanlara teslim bırakılacaktır,
  19. Asker ya da sivil fark etmeksizin bütün Alman ve Avusturya uyruklu kişiler en geç bir ay içinde Türkiye sınırlarından çıkartılacaktır.
  20. Askeri teçhizatın, Osmanlı ordusunun ve nakil vasıtaların terhis ve teslim edilmesi konusunda, İtilaf Devletleri’nin verdiği emirler kayıtsız şartsız derhal yerine getirilecektir.
  21. İtilaf Devletleri’ni temsilen bir üye belirlenecek ve bu üye Türk Donatım Bakanlığı’nda (İaşe) çalışacaktır. Bu üye istenilen her bilgiyi ilgili devletlere verecek ve bu devletlerin ihtiyaçlarını da temin edecektir.
  22. Savaş’ta İtilaf Devletleri tarafından esir alınan Türk askerleri, Türk devletine teslim edilmeyecek ve İtilaf Devletleri’nin nezdinde bulundurulacaktır. Askerlik çağının dışındaki ve askerlik yapamayacak durumda olan sivillerin Türkiye’ye verilmesi konusu ise bu devletler tarafından görüşülecektir.
  23. Osmanlı’nın merkezi devletlerle olan ilişiği tamamen kesilecektir.
  24. Vilayet-i Sitte adı verilen altı Ermeni bölgesinde (Erzurum, Van, Sivas, Bitlis, Elazığ, Diyarbakır) herhangi bir karışıklık çıkması durumunda İtilaf Devletleri bu bölgeleri işgal edebilecek.
  25. Silahlı çatışmalar ve düşmanca faaliyetler 31 Ekim 1918 Perşembe günü öğlen zamanından itibaren son bulacaktır.



Mondros Ateşkes Antlaşması’nın Önemi

Mondros Ateşkes Antlaşması ile birlikte bir zamanların en güçlü ülkesi olan ve bütün cihanda hâkimiyet sağlayan Osmanlı İmparatorluğu fiilen yok olmaya yüz tutmuştur. Osmanlı’nın yok olması ve parçalanmasının nedeni ise bu antlaşmada yer alan ağır hükümler olarak bilinmektedir. Bu antlaşmada yer alan hükümler iki devletin ateşkes ilan etmesine yönelik olmayarak, resmen Osmanlı’yı parçalamaya ve yok etmeye yönelikti. Mondros’tan sonra Osmanlı’da büyük insan kayıpları yaşanmış, orduları yok olmuş, haberleşme araçları, ulaşım araçları, silah ve tersaneleri tamamen düşman ülkelere teslim edilmişti. İşgalci güçler ilk İstanbul olmak üzere bütün Anadolu’yu ele geçirme planları yapıyorlardı.

Özellikle Mondros Ateşkes Antlaşması’nın 7. Ve 24. Maddeleri tamamen Osmanlı’yı yok edecek ve parçalayacak nitelikteydi.

Antlaşmanın 7. maddesinde yer alan hükme göre İtilaf güçleri, ülkede tehdit görmesi durumunda o bölgeyi işgal edebileceklerdi ve bu maddeyi baz alarak Osmanlı’yı işgal etme hakkını kendilerinde bulacaklardı. Önemli maddelerinden bir diğeri de 24. maddesidir. Bu maddede ki hükme göre Doğu Anadolu Bölgesi’nde bir Ermenistan kurulması amaçlamışlardır. Yani vilayeti sitte adı verilen bölgelerde bir tehlike sezilirse bu bölgeler işgal edilebilinecek ve yeni bir devlet kurulması sağlanacaktı. Bu antlaşmanın 1918’de imzalanmasından sonra düşman devletler antlaşmada belirttikleri maddeleri dayanarak ülkemizi işgal etmeye başlamışlardır. Bu işgaller ve Osmanlı’yı yok etme çabalarının sonucunda insanlarda Kurtuluş Savaşı azmi doğmuştur. İnsanlar işgalleri daha fazla kaldıramayacağını düşünerek vatanını savunma ve düşman devletlerden kurtarma kararı almıştır. İnsanlar bu kararlarını çeşitli illerde yaptıkları mitinglerle dünyaya duyurmuşlardır. İnsanlar birçok ilde mitingler yaparak kararlılıklarını sürdürürken bir yandan da silahlı teşkilatlanma hazırlıkları başlamıştır.

Yardımcı Olabilecek Video

Yardımcı Olabilecek Bağlantılar:

Tags:

Yorum Yaz!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

34 − 25 =