Türk Töresi: Kağanı da Bağlayan Yazısız Hukuk

» » Türk Töresi: Kağanı da Bağlayan Yazısız Hukuk

Türk töresi

Türk töresi, 6. ve 13. yüzyıllar arasında Orta Asya’da kurulan Türk devletlerinde geçerli olan yazısız bir hukuk düzenidir.

Töreyi oluşturan kurallar kağanın buyruklarından, meclis kararlarından ve halkın yerleşik âdetlerinden doğardı. Kağan devleti Gök Tanrı’nın verdiği kut ile yönetirdi, lakin töreye uymak zorundaydı.

Töre Nedir ve Kelimesinin Kökeni

Eski Türkçede kelime “törü” biçimindedir ve “türetmek” anlamındaki türe- kökünden gelir. Orhun yazıtlarında töre çoğunlukla “il” (devlet) kelimesiyle yan yana kullanılır [1]. 11. yüzyılda Kâşgarlı Mahmud, Dîvânü Lugāti’t-Türk’te törüyü “örf, âdet” diye açıkladı ve “Zor kapıdan girerse töre bacadan çıkar” atasözünü kaydetti.

Töre Hangi Yollarla Oluşurdu?

Töre 3 kaynaktan beslenirdi. İlki kağanın, boy beyinin ya da halkın başındaki yöneticinin buyruklarıydı. İkincisi meclislerde alınan kararlardı. Üçüncüsü ise kuşaktan kuşağa aktarılan örf ve âdetlerdi; kağanın ve meclisin kolayca değiştiremediği bu katmana yosun da denirdi.

Göktürk Yazıtlarında Töre

Kül Tigin (732) ve Bilge Kağan (735) yazıtları töreyi devletin varlığıyla birlikte anar. Yazıtlarda töre 5 kalıp içinde geçer: devletin kuruluşu, başarısı, kaybı, yeniden kuruluşu ve yıkılmazlığı [2]. Kuruluş anlatısında ilk kağanlar Bumın ile İstemi’nin Türk halkının ilini ve töresini “tutuvermiş, düzenleyivermiş” olduğu yazılır. Kayıp kalıbında ise Türklerin ilini ve töresini Çin kağanına teslim ettiği anlatılır. İltiriş Kağan’ın devleti yeniden kurması ise “atalarımın töresince” yapılmış bir iş olarak verilir.

Bilge Kağan Kendini Nasıl Bir Töre Koyucu Olarak Gösterdi?

Türk devlet geleneğinde her kurucu kağandan yeni bir töre koyması beklenirdi ve töre kurucusunun adıyla anılırdı; Oğuz Kağan töresi bu yolla oluştu. Bilge Kağan (716-734) yazıtında, tahta çıktıktan sonra dünyanın 4 bucağındaki halka pek çok yasa verdiğini söyler [3].

Toy: Töre Koyan Meclis

Hun, Göktürk ve Uygur devletlerinde boy beylerinin katıldığı meclise “toy” denirdi. Toy hükümdarı onaylama, gerektiğinde kağan seçme ve töre yapma yetkilerine sahipti [4]. 12. yüzyıldan itibaren bu meclisin yerini Moğolca kökenli kurultay kelimesi aldı.

Meclis kağanın töreye aykırı kararlarını geri çevirebilirdi. Göktürk kağanı Ta-po 581’de danışmadan Talo-pien’i varis gösterince devlet meclisi bu kararı töreye uygun bulmadı ve reddetti. Bilge Kağan’ın şehir surları yaptırma ve Budizm’i yayma isteklerini de meclis kabul etmedi.

Töreye Uymayan Kağan Tahttan İndirilebilir miydi?

716’da Kapgan Kağan’ın ölümünden sonra tahtı töreye göre Bilge Kağan’ın hakkı sayılan Göktürk tahtına İnel Kağan oturdu. Kül Tigin’in başlattığı hareketle İnel Kağan töreye uymadığı gerekçesiyle öldürüldü ve Bilge Kağan tahta çıktı. Meclis, yetenekleri azalan ve devleti tehlikeye sokan bir kağanın hükümdarlığına son verebilirdi.

Uygur Belgelerinde Töre

Turfan’da bulunan Uygur hukuk belgeleri, töreyi gündelik hayatın içinde gösterir. Ödünç, rehin ve takas sözleşmelerinde sözünü yerine getirmeyen tarafa verilecek ceza “il yaŋınça” (ilin yasasına göre) kaydıyla belirlenirdi [5]. Bu cezalar, zarar gören kişinin kaybını karşılamaya yönelikti ve devlet bu ödemelerden pay almazdı. Bir evlat edinme sözleşmesinde ise cezanın “törü yargu” ile ataların yazılı örneklerine göre verileceği yazılıdır. Uygurların 1209’da Moğol hâkimiyetine girmesinden sonra devlete ödenen para cezaları yaygınlaştı.

Kutadgu Bilig’de Töre

Yusuf Has Hâcib, 1069-1070’te tamamladığı Kutadgu Bilig’i Karahanlı hakanı Tavgaç Uluğ Buğra Han’a sundu. Eserdeki 4 temel kişiden hükümdar Kün-Toğdı “köni törü” (doğru kanun), veziri Ay-Toldı ise kut (saadet) kavramını temsil eder [6]. Kitaba göre beylik iyi bir şeydir, fakat ondan daha iyisi kanundur ve onu uygulamak gerekir. Eserde törenin değişmez esasları könilik (adalet), uzluk (faydalılık), tüzlük (eşitlik) ve kişilik (insanlık) olarak sayılır.

Moğol Yasası ve Töre

Cengiz Han 1206’da toplanan kurultayda Moğol İmparatorluğu’nu yeniden teşkilatlandırdı ve Türk toy geleneğini örnek aldı.

Töre ile Yasa Aynı Şey midir?

Yasa (yasak), Türk devletlerindeki törü ve tüzük ile Osmanlı Devleti’ndeki örf kavramlarıyla eş ya da yakın anlamlıdır [7]. Orta Asya’da yasa, 15. ve 16. yüzyıllarda “tura” ya da “töre” adıyla anıldı [8]. İlhanlı döneminde yönetim, ordu ve posta işlerini düzenleyen yasa, bozkır geleneklerini ve yasaklarını kapsayan “yosun”dan ayrı tutuldu. Çağatay hanı Tarmaşirin (ö. 1334) yasayı bırakıp şeriatı esas aldığı için tahttan indirildi. Babür ise töreyi, hükümleri yanlış olduğu durumlarda bağlayıcı saymadı.

Cengiz Han’ın soyundan gelen hükümdarlar, Türk tebaaları arasında meşruiyetlerini güçlendirmek için törüyü yorumlama ve yeni töre koyma hakkının yalnızca kendilerine ait olduğunu ileri sürdü [9]. Moğolistan’da ise törü, hukuki bir kavramdan çok yüce iktidarın bir niteliği olarak anlaşıldı.

Osmanlılarda Örf ve Kanunname

Osmanlı Devleti’nde töre geleneğinin karşılığı padişahın koyduğu örfi hukuktu. Tursun Bey, Târîh-i Ebü’l-Feth’te bu hukuku tanımlarken Cengiz’e atıfta bulundu ve “yasağ-ı pâdişâhî”ye kendi dönemlerinde örf dendiğini yazdı. Fatih Sultan Mehmed’in kanunnamesi, bilinen ilk yazılı Osmanlı kanunnamesidir ve daha önce sözlü olarak uygulanan kuralları yazıya geçirir. Kanunnamenin girişinde bu kuralların “atam ve dedem kanunu” olduğu belirtilir. Akkoyunlu topraklarında 1516 ve 1518 yıllarında hazırlanan sancak kanunnameleri ise “defter-i yasahâ” adını taşır.

Kaynakça:

  1. Ali Ahmetbeyoğlu, “Eski Türklerde Kut ve Töre Bağlamında Hükümranlığın Hududları”, Tarih Dergisi, sy. 71 (2020/1), s. 29-50.
  2. Fatih Torun, “Törü’den Töre Saikine: Türk Hukuk ve Dil Tarihinde ~1400 Yıllık Bir Semantik İnversiyon”, Bürküt Türk Dünyası Dergisi, c. 5, sy. 1 (2026), s. 66-84.
  3. Aybars Pamir, “Eski Orta-Asya Türk Kamu Hukuku’nda Kağanların Görev ve Sorumlulukları”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, c. 71, sy. 1 (2022), s. 321-348.
  4. Ahmet Taşağıl, “Kurultay”, TDV İslâm Ansiklopedisi, Ek-2, İstanbul 2019, s. 94-95.
  5. A. Melek Özyetgin, “Turfan Uygurlarında Ceza Hukukuyla İlgili Uygulamalar”, Belleten, c. 75, sy. 273 (2011), s. 337-360.
  6. Reşit Rahmeti Arat ve Mustafa Kaçalin, “Kutadgu Bilig”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 26, Ankara 2002, s. 478-480.
  7. Fethi Gedikli, “Yasa”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 43, İstanbul 2013, s. 336-340.
  8. Peter Jackson, “Yāsā”, Encyclopaedia Iranica, online edition, 2013, https://iranicaonline.org/articles/yasa-law-code.
  9. Roman Yu. Pochekaev, “Törü: Ancient Turkic Law ‘Privatised’ by Chinggis Khan and His Descendants”, Inner Asia, vol. 18, no. 2 (2016), pp. 182-195.
İlk yayınlanma tarihi: 18 Ekim 2026
Son güncellenme tarihi: 18 Ekim 2026

Bu makalede yer alan tüm bilgiler çeşitli resmi tarihi kaynaklardan faydalanılarak ekibimiz tarafından oluşturulmuştur. Detaylar için eksik bilgi bilgilendirme sayfamıza bakabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir