Kırım’ın Osmanlı’ya Bağlanması (1475-1478)

» » Kırım’ın Osmanlı’ya Bağlanması (1475-1478)

Kırım Hanlığı ve Osmanlı

Kırım’ın Osmanlı’ya bağlanması, 1475-1478 yılları arasında Kırım yarımadasında Ceneviz kolonilerinin Osmanlı topraklarına katıldığı ve Kırım Hanlığı’nın Osmanlı himayesine girdiği bir süreçtir.

1475’ten Önce Kırım’da Siyasi Durum

Giraylar, Cenevizliler ve İlk Osmanlı Kuşatması

Yarımadanın iç kesimleri ve bozkırları, Altın Orda’dan ayrılarak bağımsızlaşan Hacı Giray’ın kurduğu hanlığın elindeydi. Güney kıyısında ise Kefe, Suğdak ve Çembalo gibi limanlar Cenova’ya bağlı kolonilerdi. İstanbul’un fethinden sonra Karadeniz’e açılan Osmanlı donanması 1454’te Kefe’yi denizden kuşattı, Tatar kuvvetleri de şehri karadan sıkıştırdı; Kefe, 2 tarafa da haraç ödemeyi kabul ederek kuşatmadan kurtuldu [1].

Hacı Giray’ın Oğulları Arasında Taht Kavgası

Hacı Giray 1466’da öldü ve oğulları arasında taht mücadelesi başladı. Yarışın 2 güçlü adayı Nur Devlet ile Mengli Giray idi. Nur Devlet’e yenilen Mengli Giray, Kefe’ye sığındı ve Cenevizliler ile Kefe’deki han temsilcisi (tudun) olan Şirin beyinin desteğini alarak 1468’de tahtı geri kazandı. Mengli Giray, 25 Kasım 1469 tarihli mektubunda Fatih Sultan Mehmed’e “kardaşım” diye hitap etti ve Yakub Bey’in Kefe’ye yönelik baskınlarından şikâyet etti.

Eminek Mirza’nın Ayaklanması

Şirin beyi ve Kefe tudunu Mamak 1473’te öldü. Yerine geçen Eminek, Kefe’deki Ceneviz yöneticilerinin hoşuna gitmedi; Cenevizliler bu makam için önce Karay Mirza’yı, ardından Sartak’ı öne sürdü. Mengli Giray, Cenevizlilerin baskısıyla Sartak’ı tudun yaptı. Bunun üzerine Eminek ayaklandı, kabileler handan çekildi ve Mengli Giray kaçmak zorunda kaldı [2]. Mengli Giray, kendisine bağlı kalan yaklaşık 1.500 atlıyla Kefe’ye girdi. Eminek ise Kefe’yi alması için Osmanlı padişahına haber gönderdi.

Gedik Ahmed Paşa’nın Kırım Seferi (1475)

Fatih Sultan Mehmed, Kırım’daki karışıklık üzerine vezîriâzam Gedik Ahmed Paşa‘yı donanmayla yarımadaya gönderdi. Osmanlı donanması Haziran 1475’in ilk günlerinde Kefe önlerine geldi ve şehir birkaç günlük kuşatmanın ardından teslim oldu. Suğdak, Kerç ve Azak da aynı yıl Osmanlı eline geçti.

Mangup ve Gotya Prensliği

Güneybatı Kırım’ın dağlık kesiminde Ortodoks Hristiyan bir hanedanın yönettiği Theodoro (Gotya) Prensliği bulunuyordu. Prensliğin merkezi olan Mangup kalesi, Kefe’den sonra kuşatıldı ve Aralık 1475’te Osmanlı kuvvetlerine teslim oldu [3].

Kırım Hanlığı Osmanlı’ya Ne Zaman Bağlandı?

Kefe’nin teslimiyle Ceneviz zindanından çıkan Mengli Giray, şehrin düşüşünden yaklaşık 1,5 ay sonra, Temmuz 1475’te padişaha han mührünü taşıyan bir mektup gönderdi. Mektupta kendisini esaretten kurtaran padişaha kul olduğunu yazdı ve ona “mutî ve münkad” kalacağını bildirdi. 1469 mektubundaki eşit hükümdarlar arası “kardaşım” hitabı yerine bu mektupta tâbiyet dili kullanıldı; bu belge, hanlığın Osmanlı himayesini 1475’te kabul ettiğini gösterir [4].

1476-1478 Arasında Kırım Tahtı

Seyyid Ahmed Han’ın Kırım’a Girmesi

1476’da Altın Orda hanı Seyyid Ahmed Kırım’a girdi. Mengli Giray, Kırkyer (Çufutkale) kalesine sığındı. Seyyid Ahmed, yarımadada Canıbeg adlı bir valiyi bırakarak ülkesine döndü. Ardından hanlık idaresini Nur Devlet üstlendi.

Mengli Giray İstanbul’da Esir Miydi?

Bazı Osmanlı araştırmalarında, Mengli Giray’ın Kefe’de Ceneviz esirleri arasında yakalanıp İstanbul’a götürüldüğü, idam edilmek üzereyken affedilerek han yapıldığı anlatılır. Kroniklerde 1475’e yerleştirilen bu anlatım, Temmuz 1475 tarihli mektupla bağdaşmaz; mektup, Mengli Giray’ın o yıl Kırım’da han olarak kaldığını gösterir. Mengli Giray İstanbul’da 1476-1478 yıllarında bulundu ve rivayet bu dönemi 1475 olaylarıyla birleştirir.

Mengli Giray’ın Tahta Dönüşü (1478)

Eminek Mirza, Nur Devlet’ten yüz çevirdi ve 1478’de padişaha yazdığı mektupta Kırım’daki kargaşaya son verilmesi için Mengli Giray’ın hemen han olarak gönderilmesini istedi. Mengli Giray 1478’de İstanbul’dan gönderilen ilk Kırım hanı olarak tahta oturdu. Mengli Giray’ın hanlığı 1467-1474, 1475-1476 ve 1478-1514 yıllarına yayılan 3 dönemden oluşur [5].

Kırım Hanları Osmanlı Padişahına Nasıl Bağlıydı?

Kırım hanları, sikke kestirme ve hutbe okutma hakkı olan müslüman hükümdarlar olarak tanındı; ancak hanlar fiilen padişah tarafından tayin ve azledildi. Osmanlı metbûluğu Kırım’da 1534’ten sonra tam olarak yerleşti [6]. Hanın 1475’te padişaha bildirdiği “dostuna dost, düşmanına düşman olma” taahhüdü, Kırım kuvvetlerinin Osmanlı seferlerine katılmasının dayanağı oldu. 1484’te Kırım birlikleri, II. Bayezid’in Akkirman seferine katıldı.

Kırım’da Hangi Topraklar Doğrudan Osmanlı Yönetimine Girdi?

Kefe ve çevresi, hanlığa bırakılmadı ve doğrudan Osmanlı yönetimine bağlandı. Burada kurulan Kefe sancağı, Osmanlı Devleti’nin kuzey politikasında başlıca üs oldu; sancak daha sonra II. Bayezid’in oğlu Şehzade Mehmed ve Yavuz Sultan Selim’in oğlu Süleyman’ın valilik yaptığı bir şehzade sancağı hâline geldi [7].

Cenevizliler 1318’den beri Altın Orda’ya vergi ödeyerek yönettikleri Kerç’i 1475’te kaybetti. Kerç, yarımadada bulunmasına rağmen Kırım Hanlığı’na verilmedi ve Kefe sancağına bağlandı [8]. Venedikli ve Cenevizli tüccarların 14. yüzyılın ilk yarısından beri ticarethaneler açtığı Azak (Tana), 16. yüzyılın ilk yarısına ait tahrir defterlerinde Kefe sancağına bağlı bir kaza olarak kayıtlıdır [9].

Kırım Hanlığı Osmanlı’ya Vergi Verir miydi?

Hayır, Kırım Hanlığı Osmanlı’ya vergi ya da haraç ödemezdi. Para tam tersi yönde akardı: padişah hana her yıl “sâliyâne” denen bir ödenek, ayrıca hediyeler ve sefer harçlığı gönderirdi. Hanlığın asıl yükümlülüğü askerî idi. Han, padişahın seferlerine kuvvet gönderirdi. Makaledeki 1484 Akkirman seferi bunun ilk örneklerinden biridir.

Vergi ödeyen yer, hanlığa bırakılmayan güney kıyısıydı. Kefe, Kerç ve Azak doğrudan Osmanlı sancağı olduğu için oranın halkı da Osmanlı tebaası gibi vergi verirdi. Bu arada hanlığın kendisi de Moskova’dan ve Lehistan’dan haraç alırdı.

Kaynakça:

  1. Mustafa S. Kaçalin, “Mária Ivanics: A Krími Kánság a tizenöt éves háborúban”, Belleten, c. LXIII, sy. 238 (1999), s. 935-946.
  2. Halil İnalcık, “Kırım Hanlığı”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. XXV, Ankara 2002, s. 449-457.
  3. A. A. Vasiliev, The Goths in the Crimea, Cambridge, Massachusetts: The Mediaeval Academy of America, 1936, s. 249-266.
  4. Halil İnalcık, “Yeni Vesikalara Göre Kırım Hanlığının Osmanlı Tâbiliğine Girmesi ve Ahidnâme Meselesi”, Belleten, c. VIII, sy. 30 (1944), s. 185-229.
  5. Nicole Kançal-Ferrari, “Mengli Giray Türbesi”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. XXIX, İstanbul 2004, s. 137.
  6. Halil İnalcık, “Giray”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. XIV, İstanbul 1996, s. 76-78.
  7. Yücel Öztürk, “Kefe”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. XXV, Ankara 2002, s. 182-184.
  8. Hakan Kırımlı, “Kerç”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. XXV, Ankara 2002, s. 275-276.
  9. Mustafa L. Bilge, “Azak”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. IV, İstanbul 1991, s. 300-301.
İlk yayınlanma tarihi: 2 Kasım 2026

Bu makalede yer alan tüm bilgiler çeşitli resmi tarihi kaynaklardan faydalanılarak ekibimiz tarafından oluşturulmuştur. Detaylar için eksik bilgi bilgilendirme sayfamıza bakabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir