Nöker, 12-16. yüzyıllar arasında Moğol ve Türk devletlerinde han, hükümdar ve beylerin maiyetinde bulunan, efendisine kişisel bağlılık yemini etmiş hür silahlı yoldaşları ifade eden bir terimdir.
Nöker Ne Demek?
Kelime Moğolca nökör biçiminden gelir ve sözlükte “hizmetkâr, yardımcı, kul, arkadaş” anlamlarını taşır. Türk kaynaklarında nökerin karşılığı olarak yoldaş kelimesi de kullanılır. Kadı Burhâneddin’in hayatını anlatan Esterâbâdî’nin Bezm ü Rezm adlı eserinde beylerin yanından ayrılmayan arkadaşları için yoldaş ve nöker kelimeleri birbirinin yerine geçer.
Nöker ile Köle Arasındaki Fark Nedir?
Nöker hür bir savaşçıydı ve hizmetten kendi isteğiyle ayrılabilirdi. Ancak efendisine ihanet edip başka birinin hizmetine geçmesi hoş karşılanmaz ve cezalandırılırdı.
Moğol Toplumunda Nökerlik Nasıl Bir Bağdı?
Moğol geleneğinde nöker, bir han veya kabile reisini kendi isteğiyle efendi tanıyan bağımsız savaşçıydı. Nökerler hizmete girerken canlarının efendilerine feda olduğuna dair yemin ederdi. Köle olmadıkları için görevden kendi istekleriyle ayrılabilirlerdi; ancak eski efendiye ihanet ederek başka birinin hizmetine geçen nöker hoş karşılanmaz ve cezalandırılırdı. Bütün ihtiyaçları efendileri tarafından karşılanır, eyalette bir göreve atanmadıkları sürece efendilerinin yanından ayrılmazlardı. Çocuk yaştaki bir bey zadesinin kendi yaşında bir nökeri olabilirdi.
Boris Yakovleviç Vladimirtsov, Moğol toplum yapısını incelediği eserinde nökerleri kendi boy ve aile bağlarından koparak bir reisin etrafında toplanan savaşçılar olarak tanımlar ve bu ilişkiyi göçebe toplumdaki aristokrasinin oluşumu içinde ele alır.
Temücin’in İlk Nökerleri
Temücin’in atları çalındığında Arulat boyundan Boğurçu (Bo’orçu) ona yardım etti ve atların geri alınmasını sağladı. Boğurçu kısa süre sonra ailesini bırakıp Temücin’in nökeri oldu. Uryangkat boyundan Jarçiudai de oğlu Jelme’yi Temücin’in hizmetine verdi.
Temücin, kabile reislerinin desteğiyle han seçildiğinde Boğurçu ile Jelme’ye, gölgesinden başka yoldaşı olmadığı günlerde onun gölgesi olduklarını söyleyerek ilk nökerlerini öteki maiyet mensuplarından ayırdı. 1206’da Büyük Moğol Devleti kurulduğunda Boğurçu sağ kanat tümeninin başına getirildi.
Temücin, 1204’te Naymanlara karşı sefere çıkmadan önce maiyetini yeniden düzenledi; 80 kişilik gece muhafızı ve 70 kişilik gündüz muhafızı birliği kurdu (§ 191). 1206 kurultayında minggan noyan atandı ve bunların arasında Temücin’in ilk nökerleri de yer aldı (§ 202). Aynı kurultayda hassa muhafız birliği (keşik) 10.000 kişiye çıkarıldı; bu birliğe bin, yüz ve on başlarının oğulları ile kardeşleri alındı (§ 224-226).
Nökerlerin Askeri ve İdari Görevleri
Moğol nökerlerinin asıl görevi askerlikti. Her nöker bir subay veya kumandan adayı sayılırdı; nökerlik bu yönüyle bir askerî okul işlevi görür, yüksek rütbeli kumandanlar nökerler arasından çıkardı. Savaş zamanında toplanan milis müfrezelerine kumanda eden nökerler, zaman zaman bağımsız tümenleri ve orduları da idare ederlerdi. Reisleriyle silah arkadaşı olan nökerler hassa muhafızı görevini de görürdü.
Nökerler askerlik dışında postacılık, elçilik ve idarecilik de yaptı. Mengü Kağan (1251-1259) nüfus sayımı ve vergi tespiti için nöker görevlendirdi; bu bilgi Cüveynî’nin Târîh-i Cihângüşâ adlı eserinde geçer.
Moğol Sonrası Devletlerde Nökerlik
Kurum Altın Orda, İlhanlı, Çağatay, Timurlu ve Hive hanlıklarında bazı değişikliklerle sürdü. Ahmet Caferoğlu, nöker ve nökerzade kurumlarını Türk tarihinin bütünü içinde inceleyen bir tebliğ yayımladı.
Babürlüler ve Timurlular
Bâbür’ün hatıratı Vekāyi’, Timurlu ve Babürlü çevrelerindeki nökerliğe dair çok sayıda örnek içerir. Bu eserde han veya reisin nökerlerden oluşan bir orduya kumanda ettiği, nökerlerin beyliğe kadar yükselebildiği görülür. Bâbür, kumandanı ve musahibi Derviş Muhammed Sârbân’ı nökerliğe kabul ederken ona hil’at ve eğerli at verdi.
Türkiye Selçukluları ve Anadolu Beylikleri
Türkiye Selçukluları’nda nöker unvanı, Moğol hanlarına gönderilen elçilere yardımcı olarak verilen görevliler için kullanıldı. Kösedağ Savaşı’ndan (1243) sonraki yıllarda Moğol sarayına giden heyetlerde nöker sıfatıyla bulunan kişilerin adları İbn Bîbî’nin Selçuknâme’sinde geçer. XIII. yüzyılın ortalarından itibaren saray okulundan yetişen has gulamlar da nöker olarak anıldı; sultanın, divanın ve emirlerin askerî gücünün önemli bir kısmını bu nökerler oluşturuyordu.
Anadolu beyliklerinde ve Akkoyunlu ile Karakoyunlu devletlerinde nökerân-ı hâssa adıyla anılan kapı halkı vardı. Küçük beyliklerde bu zümre birkaç düzine kişiden ibaretken Akkoyunlu ve Karakoyunlu hükümdarlarının maiyetinde binlerle ifade edilirdi. Karakoyunlu hükümdarı Cihan Şah’ın kışın eyalet askerlerini dağıtıp yalnızca hassa nökerlerini yanında tutması, Uzun Hasan’ın ona baskın düzenlemesine fırsat verdi.
Osmanlılar
Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminde nöker kelimesi, beylerin kendi gelirleriyle besledikleri silahlı adamlar için kullanıldı. Âşıkpaşazâde’nin tarihinde Osman Gazi’nin nökerlerine dair kayıtlar bulunur.
Osmanlı teşkilatında saray hizmetindeki kullar iç kapı halkını, beylere bağlı nökerler ise dış kapı halkını oluşturuyordu. XVI. yüzyıldan sonra nöker terimi Osmanlı bürokrasisinde kullanılmaz oldu; bazı bölgelerde bu zümrenin yerini sipahi sınıflandırmaları aldı.
Kırım Hanlığı ve Safeviler
Kırım Hanlığı’nda Moğol geleneğindeki nökerlik varlığını korudu. Halil İnalcık, Sahib Giray döneminde (1532-1551) hanın ve kabile aristokrasisinin maiyetlerini incelediği makalesinde nökerlerin bu düzendeki yerini ele alır. Safevi sarayında ise aynı geleneğin devamı olarak yoldaş ve yoldaşbaşı unvanları görülür.
Kaynakça:
Zerrin Günal, “Nöker”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, XXXIII, İstanbul: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi, 2007, s. 216-217.
Moğolların Gizli Tarihi, trc. Ahmet Temir, Ankara: Türk Tarih Kurumu, § 90-93, 95, 97, 125, 191, 202, 205, 224-226.
B. Y. Vladimirtsov, Moğolların İçtimaî Teşkilâtı: Moğol Göçebe Feodalizmi, trc. Abdülkadir İnan, Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1944.
Ahmet Caferoğlu, “Türk Tarihinde Nöker ve Nökerzadeler Müessesesi”, IV. Türk Tarih Kongresi: Kongreye Sunulan Tebliğler, Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1952, s. 251 vd.
Halil İnalcık, “The Khan and the Tribal Aristocracy: The Crimean Khanate under Sahib Giray I”, Harvard Ukrainian Studies, III-IV (1979-1980), s. 445-466.
Halil İnalcık, Kuruluş Dönemi Osmanlı Sultanları (1302-1481), İstanbul: İSAM Yayınları, s. 22-23.
Sevan Nişanyan, “nöker”, Nişanyan Sözlük

