Bayındır, 11. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar Orta Asya, Anadolu, Suriye ve İran’da izlenen bir Oğuz boyudur.
Bayındır Ne Demek?
Câmiu’t-tevârîh’te boyun adı “daima nimetle dolu olan yer” anlamıyla açıklanır. Kâşgarlı Mahmud’un eserinde ad, “Bayundur” biçiminde yazılmıştır. Osmanlı tahrir defterlerinde ad, Bayındır ve Bayındırlu biçimlerinde yazılır.
Bayındır Boyunun Oğuz Teşkilatındaki Yeri
Kâşgarlı Mahmud, 11. yüzyılda yazdığı Dîvânü Lugâti’t-Türk’te Oğuzlar’ı 22 bölük hâlinde sayar ve her bölüğün damgasını verir. Bu listede Kınık ve Kayığ’dan sonra 3. sırada Bayundur adı yer alır [1]. Eserde Oğuzlar’ın aslında 24 bölük olduğu, Halaçlar’a ait 2 bölüğün bazen Oğuz sayılmadığı da kaydedilir.
Câmiu’t-tevârîh’te Reşîdüddin, Oğuz boylarını Bozok ve Üçok adlı 2 kola ayırır. Bayındır, bu taksimde Üçok kolunun ilk boyudur. Şölenlerde Bayındır beylerine pay olarak koyunun sol kürek kemiği (“sol karı yağrını”) kısmı verilirdi. Reşîdüddin’in eserindeki boy damgalarının özgün biçimleri, 15. yüzyılda Yazıcızâde Ali’nin yazdığı Târîh-i Âl-i Selçûk nüshasında görülür.
İslamiyet Öncesi Oğuz Rivayetlerinde Bayındır Beyleri
Oğuz rivayetlerinde Bayındır boyundan gelen beyler Oğuz elinin yönetiminde görünür. Dip Yavku’nun beylerinden Tülü Hoca bu boydandı. Kayı boyundan İnal Han’ın nâibi (köl erkin) Dünür oğlu Erki de Bayındırlı idi. İnal Han öldüğünde oğlu Tuman çocuk yaştaydı ve Korkut Ata’nın tavsiyesiyle Köl Erkin, Tuman yetişkinliğe erişinceye kadar 32 yıl Oğuz elini nâib sıfatıyla idare etti [2].
Dede Korkut Kitabı’nda Oğuzlar’ın başında “Hanlar Hanı” unvanıyla Kam Gan oğlu Bayındır Han bulunur. Salur Kazan, Bayındır Han’ın beylerbeyi ve damadı sıfatıyla Oğuz alplarına kumanda eder [3]. Dirse Han hikâyesi, Bayındır Han’ın yılda 1 kez Oğuz beylerine verdiği ziyafetle açılır. Bu ziyafette oğlu olan beyler ak otağa, kızı olanlar kızıl otağa, çocuğu olmayanlar kara otağa yerleştirilir.
Bayındır Han Tarihî Bir Kişi midir?
Bayındır Han’ın Dede Korkut hikâyelerine Akkoyunlu hanedanını yüceltmek amacıyla sonradan eklenmiş olması muhtemeldir. Oğuz Han soy kütüğünde Gök Han’ın oğlu olarak geçen Bayındır’ın Dede Korkut’ta Kam Gan oğlu diye anılmasının sebebi açıklanamamıştır. Eserin dil özellikleri, metnin Akkoyunlu hâkimiyeti sırasında Doğu Anadolu ya da Kuzey Azerbaycan’da yazıya geçirildiği görüşüne dayanak olmuştur.
Akkoyunlu Hanedanı ve Bayındır Damgası
Akkoyunlu konfederasyonunu yöneten aile, Bayındır boyundan geliyordu ve Oğuz Han’ın torunu sayılan Bayındır Han’ın soyundan geldiğini ileri sürüyordu. Timur, Âmid (Diyarbakır) kalesinin muhafazasını bu aileye bırakmıştı. Türkçe kaynaklarda hanedan “Bayındırlu“, Farsça eserlerde “Bayındıriyye” adıyla anılır.
Bayındır Damgası Nerelerde Kullanıldı?
Akkoyunlu ve Karakoyunlu fermanlarında tuğra yerine damga kullanıldı. Akkoyunlular, Bayındır boyunun damgasını devletin resmî alameti hâline getirdi ve bu damgayı sikkelere, silahlara ve bayraklara işledi. Uzun Hasan‘ın Karamanoğlu Ahmed Bey’e gönderdiği hükmün altında kendi mührü, üst sağ kenarında ise Bayındır damgası bulunur [4]. Aynı damga Uzun Hasan’ın Fatih Sultan Mehmed’e yolladığı mektupta da yer alır.
Akkoyunlu Devleti Yıkıldıktan Sonra Bayındır Ailesine Ne Oldu?
Safeviler’in Akkoyunlu topraklarını ele geçirmesi hanedanın bütün kollarını ortadan kaldırmadı. Kara Osman Bey’in soyundan gelen Bayındır ailesinin bazı kolları Yezd ve Bayburt’ta yaşamaya devam etti [5].
Anadolu’da Bayındır Adını Taşıyan Yerleşimler
Osmanlı tahrir defterlerinde Orta ve Batı Anadolu’da yaklaşık 52 köy ve mezraa Bayındır adını taşıyordu.
İzmir’deki Bayındır İlçesinin Adı Nereden Gelir?
Bugün İzmir’in bir ilçesi olan Bayındır, Fatih Sultan Mehmed devrinde muhtemelen 1466’da yapılan Aydın tahririnde “karye-i Bayındırlu” adıyla Dağbeyi nahiyesine bağlı bir köy olarak kaydedildi. Köyde bu tarihte 47 hane vardı; 1530’da hane sayısı 112’ye yükseldi ve köy Tire kadılığına bağlı olarak Aydın sancakbeyinin hasları arasında yer aldı [6]. Kurucularının yazın Dağbeyi yaylalarına çıkan, kışı Menderes vadisinde geçiren Bayındırlı obalar olduğu düşünülen bu yerleşim, 1879 Aydın Salnamesi’nde İzmir sancağına bağlı bir kaza olarak geçer.
Osmanlı Döneminde Bayındır Oymakları
Güney Anadolu’da Tarsus yöresindeki Bayındırlar, Ulaş boyunu oluşturan obalar arasındaydı ve 1519’da nüfusları 4.000’i aşıyordu. Bu obalar yarı göçebe bir hayat sürüyordu. 1570’te Halep Türkmenleri arasında 250 çadırlık bir Bayındır oymağı bulunuyordu.
Sivas’ın güneyindeki Yeni İl Türkmenleri arasında yaşayan 235 çadırlık bir Bayındır kolu, öteki Türkmen oymaklarıyla birlikte Rakka bölgesine yerleştirildi. Boy beyi Hâlid Bey, bu bölgede Arap oymaklarıyla yapılan savaşlarda öne çıktı. 19. yüzyılda Bayındırlar diğer Türkmen oymaklarıyla birlikte Antep yöresine geldi. Hâlid Bey’in adını taşıyan Hâlidli obası ise Suriye’deki Çoban Beyli köyünde kaldı.
Faydalanılan Kaynaklar:
- Kâşgarlı Mahmud, Dîvânü Lugâti’t-Türk Tercümesi, trc. Besim Atalay, c. I, Ankara 1939, s. 55-59.
- Faruk Sümer, “Bayındır”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. V, İstanbul 1992, s. 245-246.
- Ali Demirci Buldur, Alper Meydan ve Şerife Güngör, “Dede Korkut Destanlarının Kültür Coğrafyası”, Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, c. 15, sy. 3 (2016), s. 925-947 (s. 937-938).
- Yusuf Halaçoğlu, “Damga”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. VIII, İstanbul 1993, s. 454-455.
- Rosemarie Quiring-Zoche, “Āq Qoyunlū”, Encyclopaedia Iranica, vol. II, fasc. 2, London 1986, pp. 163-168.
- M. Akif Erdoğru, “Batı Anadolu’da Bir Osmanlı Yerleşimi: İzmir-Bayındır İlçesi”, İzmir Araştırmaları Dergisi, sy. 4 (2016), s. 117-123 (s. 120-121).

