Karakoyunlu Devleti, 1351-1469 yılları arasında Doğu Anadolu, Azerbaycan, Irak ve İran’da hüküm süren bir Türkmen devletidir.
Karakoyunlu Adı Ne Anlama Gelir?
Karakoyunlu ve rakipleri Akkoyunlu adlarının anlamı kesin olarak bilinmez. Bu adlar için ileri sürülen açıklamalardan biri, 2 topluluğun eski totem sembollerine işaret ettikleridir [1]. Topluluğun 14. yüzyıldaki yurdu Van Gölü’nün kuzeyindeki Erciş yöresiydi.
Karakoyunlu Topluluğunu Oluşturan Boylar
Karakoyunlular’ın hangi Oğuz boyundan geldiği kaynaklarda belirtilmez. Karakoyunlu oymağı çevresinde toplanan boyların başında, yurdu Erivan ile Arpaçay’ın Aras’a karıştığı yer arasında bulunan Sa’dlı oymağı geliyordu. Hemedan yöresinde oturan ve adını buradaki Bahar Kalesi’nden alan Baharlı oymağı, Sa’dlı’dan sonra en kalabalık boydu [2].

Bayram Hoca ve Kara Mehmed Dönemi
Karakoyunlular, 14. yüzyılın ilk yarısında İlhanlı tahtı için yapılan mücadeleler sırasında siyasi bir topluluk hâline geldi. Hanedanın ilk beyi sayılan Bayram Hoca, 1351’de Sutaylı beyi Akçasakal Hüseyin Bey’i öldürerek bağımsızlığını ilan etti. Bayram Hoca 1380’de öldü ve yerine kardeşi Türemiş’in oğlu Kara Mehmed geçti.
Kara Mehmed, Celâyirli hükümdarı Şeyh Üveys’in oğlu Ahmed’in tahta çıkmasına yardım etti ve 2 hanedan arasındaki ittifak bir evlilikle pekiştirildi. Erzincan hâkimi Mutahharten, Akkoyunlu beylerine yenilince Kara Mehmed’den yardım istedi ve Kara Mehmed Akkoyunlular’ı yendi. Kara Mehmed 1389’da öldü ve oğlu Kara Yusuf Karakoyunlular’ın başına geçti.
Kara Yusuf Dönemi
Kara Yusuf’un beyliğinin ilk yılları Timur’un Doğu Anadolu ve Azerbaycan seferlerine denk geldi. Timur’un kuvvetleri karşısında tutunamayan Kara Yusuf, kardeşi Mısır Hoca’yı bu mücadelede kaybetti. 1402’deki Ankara Savaşı’ndan sonra Celâyirli Sultan Ahmed ile birlikte Memlük topraklarına sığındı. Şam nâibi, Kahire’den aldığı emir üzerine 2 hükümdarı hapsetti ve Sultan Ahmed ile Kara Yusuf ancak 1405’te serbest bırakıldı [3].
Azerbaycan’ın Alınması
Timur’un Şubat 1405’te ölümünden sonra torunları arasında çıkan anlaşmazlıklar Kara Yusuf’a yeniden Azerbaycan’a dönme imkânı verdi. Timur’un torunu Ebûbekir Mirza’ya karşı 1407 ve 1408’de kazandığı 2 zaferle Doğu Anadolu, Azerbaycan ve Irak-ı Acem Karakoyunlu hâkimiyetine girdi [4]. 1408’deki savaşta Ebûbekir’in babası Mîrânşah öldürüldü ve Tebriz Karakoyunlular’ın merkezi oldu.
Celâyirliler’in Sonu ve Bağdat
Kara Yusuf 1410 yazında Erzincan’dayken Sultan Ahmed, Bağdat’tan Hemedan üzerinden Tebriz’e yürüdü. Kara Yusuf geri döndü ve Ağustos 1410’da Tebriz yakınındaki savaşta Sultan Ahmed’i yendi. Kaçmaya çalışırken yakalanan Sultan Ahmed çocuklarıyla birlikte öldürüldü. Bağdat’ın idaresi Kara Yusuf’un büyük oğlu Şah Muhammed’e verildi.
Kara Yusuf’un Ölümü
Timurlu hükümdarı Şahruh, kardeşi Mîrânşah’ın öcünü almak için 1420’de Azerbaycan’a yürüdü. Kara Yusuf, Şahruh’u karşılamak üzere yola çıktığı sırada Kasım 1420’de Ucan’da öldü. Memlük sultanı Şeyh el-Mahmûdî de 1420’de Kara Yusuf’a karşı savaşmaya karar vermişti ve ölüm haberini alınca seferden vazgeçti.
İskender Mirza ve Şahruh’un Seferleri
Kara Yusuf’un yerine oğlu İskender geçti. Şahruh, 1421 yazında Aleşkerd ovasında İskender’i yendi. Şahruh’un 1429’daki 2. Azerbaycan seferinde Karakoyunlu kuvvetleri Eylül 1429’da Selmas’ta bir kez daha dağıldı.
Şahruh’un 1434-1435’teki 3. seferinden sonra Tebriz, 1436’da İskender’in kardeşi Cihan Şah’a bırakıldı [5]. Karamanlı boy beyi Pîrî Bey’in Cihan Şah tarafına geçmesi üzerine İskender, ailesinin ve hazinesinin bulunduğu Alıncak Kalesi’ne çekildi. Burada direnmeye çalışan İskender, Mayıs 1438’de oğlu Şah Kubâd tarafından öldürüldü.
Cihan Şah Dönemi
Cihan Şah 1438’de “Muzafferüddin” lakabıyla tahta çıktı. 1440’ta Gürcistan’a sefer düzenledi ve Tiflis’i aldı. Şahruh’un 1447’de ölmesinin ardından Sultaniye ve Kazvin’i ülkesine kattı. Timurlu şehzadeleri arasındaki taht kavgasından yararlanarak Irak-ı Acem, Fars ve Kirman’ı da ele geçirdi. Bu fetihlerle Karakoyunlu toprakları en geniş sınırlara yani Doğu Anadolu’dan Kirman’a kadar uzandı.
Herat Seferi ve Hasan Ali’nin İsyanı
Cihan Şah 1458’de Horasan’a yürüdü ve Herat’ı aldı. Aynı yıl oğlu Hasan Ali, tutulduğu Makü Kalesi’nden çıkıp Tebriz’de sultanlığını ilan etti. Cihan Şah, Timurlu hükümdarı Ebû Said ile barış yaparak Horasan ve Herat’tan çekildi, Azerbaycan’a döndükten sonra Hasan Ali’yi yakalatıp yeniden Makü’ye kapattı.
Cihan Şah’ın oğullarıyla anlaşmazlıkları Herat seferinden sonra da sürdü. Fars’tan alınıp Bağdat’a gönderilen Pîr Budak’ın direnişi, şehrin 1466’da düşmesi ve şehzadenin babasının emriyle öldürülmesiyle bitti.
Karakoyunlu Devleti Nasıl Yıkıldı?
Cihan Şah, 1467 sonbaharında Diyarbekir’deki Uzun Hasan‘a karşı sefere çıktı ve bu seferde Bingöl yakınlarında öldürüldü. Yerine geçen Hasan Ali ordunun desteğini kazanamadı, 1468’de Akkoyunlular’a yenildi ve 1469’da öldürüldü. Karakoyunlular’ın Bağdat’taki son temsilcileri de 1469’un sonunda şehri Akkoyunlular’a teslim etti. Uzun Hasan aynı yıl Tebriz’i Akkoyunlu Devleti’nin başşehri yaptı.
Karakoyunlu Hükümdarları Kimlerdir?
- Bayram Hoca (1351-1380)
- Kara Mehmed (1380-1389)
- Kara Yusuf (1389-1420)
- İskender (1420-1438)
- Cihan Şah (1438-1467)
- Hasan Ali (1467-1469)

Karakoyunlularda Devlet Teşkilatı ve Ordu
Karakoyunlu ordusunun yapısı Türk-Moğol askerî geleneğine dayanıyordu. Ordunun en üst mercii hükümdardı, onun ardından mirzalar ve emirler gelirdi. Hassa kuvvetlerini oluşturan nökerler ordunun çekirdeğiydi. 15. yüzyıl kaynakları askerî görevlileri Türkçe ve Farsça adlarının yanında Moğolca adlarıyla da kaydeder [6].
Karakoyunlular’da Din ve Kültür
Cihan Şah, “Hakîkî” mahlasıyla Farsça ve Türkçe şiirler yazdı. Şiirlerini bir arada içeren nüsha British Library’de Or. 9493 numarasıyla korunur ve şairin Türkçe şiirleri Azerbaycan ağzının özelliklerini gösterir [7]. Tebriz’deki Gök Mescid’in (Muzafferiye) kapı kitabesi 1465 tarihini taşır.
Karakoyunlular Şii Miydi?
Karakoyunlu hanedanının mezhebi konusunda araştırmacılar 3 farklı görüş ileri sürmüştür: Şii, gali Şii ve Sünni. Cihan Şah’ın Hakîkî mahlasıyla yazdığı tahmin edilen ve bir Alevi dedesinin cönkünde bulunan gazeller bu tartışmaya yeni malzeme kazandırmıştır [8].
Kaynakça:
- Rosemarie Quiring-Zoche, “Āq Qoyunlū”, Encyclopædia Iranica, c. II, fasikül 2 (1986), s. 163-168.
- Faruk Sümer, “Karakoyunlular”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. XXIV, İstanbul 2001, s. 434-438.
- Faruk Sümer, “Ahmed Celâyir”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. II, İstanbul 1989, s. 53-54.
- Erol Keleş, “Doğu Anadolu’da Kara Koyunlu-Timurlu Mücadelesi ve Eleşkirt Meydan Muharebesi”, Vakanüvis: Uluslararası Tarih Araştırmaları Dergisi, c. 2 (2017), s. 218-236.
- Ali Sinan Bilgili, “Tebriz”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. XL, İstanbul 2011, s. 219-222.
- Ahmet Korkmaz, “Kara-Koyunlu Ordusunda İnsan Unsuru ve Görevliler”, Genel Türk Tarihi Araştırmaları Dergisi, c. 3, sy. 5 (Ocak 2021), s. 65-76.
- Vladimir Minorsky, “Jihān-shāh Qara-qoyunlu and His Poetry (Turkmenica 9)”, Bulletin of the School of Oriental and African Studies, c. XVI, sy. 2 (1954), s. 271-297.
- Hamidreza Sohrabiabad – Bülent Akın, “Tarihi Bulgular ve Hakîki’nin Bilinmeyen Şiirlerinden Hareketle Karakoyunluların Mezhebi Eğilimleri Üzerine Yeni Tespit ve Görüşler”, Alevilik-Bektaşilik Araştırmaları Dergisi, sy. 19 (Haziran 2019), s. 179-224.

