Bozulus, 16. yüzyılın başından 19. yüzyılın ortalarına kadar önce Diyarbekir yöresinde, sonra Orta ve Batı Anadolu’da yaşayan bir Türkmen konar göçer topluluğudur.
Osmanlı belgelerinde topluluk “Bozulus”, “Boz Ulus” ve “Diyarbekir Türkmenleri” adlarıyla geçer. 1540 tarihli tahrir defteri ile aynı yıla ait kanunname, topluluğun yapısı ve vergileri hakkında bilinenlerin ana kaynağıdır.
Bozulus Adı Ne Anlama Gelir?
Ulus kelimesi Türkçede il ve halk anlamına gelir; Osmanlı kayıtlarında Anadolu’nun büyük konar göçer toplulukları il ya da ulus adıyla ayrı birimler hâlinde yazıldı. “Boz” sıfatının bu topluluğa hangi sebeple verildiğini açıklayan bir belge bulunamamıştır. Renklerin Türk boylarında toplumsal katmanları gösterdiği görüşünden hareketle sıfatın topluluğun karışık yapısına ya da Akkoyunlu Devleti‘nin çöküşünden sonra geriye kalan bir bakiye oluşuna işaret ettiği ileri sürülmüştür. Adın Oğuzların Bozok koluyla ilgili olabileceği düşüncesi, Bozulus içinde Üçok koluna bağlı boyların da bulunması sebebiyle kabul görmemiştir.
Bozulus ile Karaulus Arasındaki Fark Nedir?
Doğu Anadolu’da Bozulus’un yanında Karaulus adlı ikinci bir büyük konar göçer birliği vardı. Karakoyunlu ve Akkoyunlu yönetimleri bölgedeki Kürt aşiretlerini kendilerine bağlayarak 50.000 çadırlık Karaulus ilini örgütlemişti. Bozulus’un çekirdeğini ise Akkoyunlu ordusunu oluşturan Türkmen boyları meydana getiriyordu.
Bozulus, Akkoyunlu’nun 15. yüzyılın sonunda dağılmasından sonra Anadolu’da kalan en büyük parçası idi. Diyarbekir yöresi 1515-1516’da Osmanlı idaresine geçti ve bölgedeki Türkmen cemaatleri ayrı bir birim olarak yazıldı. 1540 defteri topluluğu 2 kısma ayırır: asıl Bozulus olan Diyarbekir Türkmenleri ve Dulkadırlı Türkmenleri.
Bozulus’u Oluşturan Boylar
Diyarbekir kısmındaki cemaatlerin çoğu, Akkoyunlu döneminde siyasi ağırlığı olan boylardan geliyordu. Bunların başında Musullu ve Pürnek boyları vardı. Musullu boyundan Sûfî Halil Bey, Uzun Hasan ve Yakub Bey dönemlerinde Akkoyunlu emîrleri arasında öne çıkmıştı. Pürnek adı, Fatih Sultan Mehmed’in Otlukbeli savaşına ilişkin Uygur harfli yarlığında “Bürnek” biçiminde geçer. Kocahacılu, Oğulbeyli, Tabanlu, Şeyhlü, Danişmendlü ve Süleymanhacılu da Diyarbekir grubunun büyük cemaatleri arasında yer alıyordu.
Bozulus içinde eski Oğuz boylarının kolları da bulunuyordu. Avşar, Begdili, Karkın, Bayat ve Döğer boylarına ait cemaatler defterlerde ayrı ayrı kaydedildi; Bozulus’taki Döğerler 2 oymak hâlinde yazılmıştı [1]. Kürt kökenli bazı küçük aşiretler de zamanla Türkmen cemaatleri arasında Türkleşti. Alpavut boyu, Karakoyunlu Devleti’nin yıkılmasından sonra Akkoyunlulara katılmıştı; Karakoyunlu ordusunun asıl boyları olan Karamanlu, Sa’dlu ve Duharlu ise Bozulus’ta görülmez.
Dulkadırlı Kolu Bozulus’a Nasıl Katıldı?
Akkoyunlu Devleti dağıldıktan sonra Diyarbekir’deki bazı Türkmen cemaatleri Dulkadırlı topraklarına geçti ve bir süre orada yaşadı. Osmanlı tahririnde bu cemaatler hem Dulkadırlı sipahilerine hem de padişah haslarına vergi vermekle yükümlü tutuldu. Cemaatlerin şikâyeti üzerine 1540 tahririnde çifte vergilendirmeye son verildi ve bu topluluklar bütünüyle Bozulus’a yazıldı. Defterdeki Dulkadırlı grubu içinde Cirit, Dokuz, Kürt Mihmatlu, Kavurgalu, Küşne ve Akçalu cemaatleri yer alır. Bu grup yaylak resmini hem Diyarbekir’de hem de Dulkadır ülkesinde ödemek zorunda kaldı.
Bozulus’un Yaylakları ve Kışlakları
Bozulus cemaatleri 16. yüzyılın sonuna kadar kışı Urfa, Re’sülayn, Mardin, Diyarbakır ve Hısn-ı Mansur (Adıyaman) arasındaki ovalarda geçirirdi. Kışlakların güney ucu, Mardin’in güneyinden Deyrizor’a uzanan ve belgelerde “beriyye” diye anılan çöl bölgesiydi. Yazın sürüler Kars, Muş, Harput, Erzincan ve Erzurum arasındaki yaylalara çıkardı. 1583’te Bozulus’a bağlı bazı cemaatler Çıldır yakınlarındaki Canbazçukuru’nda yaylıyordu ve burada baskına uğradı.
Göç yolu Murat Nehri’ni Diyarbakır-Hani ya da Ergani-Palu üzerinden aşıyordu. Hani nahiyesinden geçen sürüler Çapakçur’da nehrin yakın kıyısındaki bir derbende varırdı. Kanunnameden önce Çapakçur sancakbeyi İsfahan Bey’in bu derbentteki adamları, yaylak resmi olarak her sürüden 1 koyun, her haneden 2 yapağı ve 2 peynir alıyordu [2]. Kanunname bu uygulamayı kaldırarak yaylak resmini geçit başında her 300 koyundan 1 iyi koyun olarak belirledi.
1540 Kanunnamesi ve Bozulus’un Teşkilatı
1540 kanunnamesine göre Bozulus’tan alınan başlıca vergiler resm-i kışlak, âdet-i çobanbeyi ve resm-i yaylak idi. Resm-i kışlak ile âdet-i çobanbeyi kişi başına 20 akçeydi. Kanunname, bu vergilerin önceden 17’şer akçe olduğunu ve tahsildarların sonradan eklediği 3 akçe ile 20’ye çıktığını kaydeder. Osmanlı idaresi bu düzenlemede Akkoyunlu döneminden kalan vergi sistemini ıslah ederek sürdürdü.
Bozulus’ta Kethüda, Boybeyi ve Voyvoda
1540 defterinde Bozulus, askerî ve idari kurumları olan bir boy yapısı göstermez; topluluk oymaklardan oluşur. Oymakların başında boybeyleri tarafından tayin edilen kethüdalar bulunuyordu. Defterde bey unvanı taşıyan oymak başı sayısı azdır; bu unvan 17. yüzyılda yaygınlaştı. Kethüdalar sürülerinin 150 koyununu vergiden muaf tutabiliyordu. Merkezden atanan voyvodalar ise topladıkları verginin %25’ini kendi payı olarak alıyordu.
Nüfusu artan konar göçer toplulukları zamanla kaza statüsünden sancak statüsüne geçirildi; önceleri bağımsız bir kaza olan Bozulus, 16. yüzyılın 2. yarısında Halep Türkmenleri ile birlikte sancak hâline getirildi [3].
Bozulus Türkmenleri Neden Batıya Göç Etti?
Bozulus’un yaşadığı saha 16. yüzyıl boyunca Osmanlı-Safevî savaşlarının geçtiği bölgeydi. Yaylaklara giden yolların sınır boylarından geçmesi sürüleri Kızılbaş baskınlarına açık bıraktı. Diyarbekir’deki yerel memurların ek vergi talepleri ve yaylakları kiraya vermeleri bazı cemaatleri İran’a gitmeye zorladı. Safevî teşviki ve Azerbaycan’ın otlakları da 16. yüzyılda Bozulus gruplarının bir kısmını doğuya çekti. 16. yüzyılın sonlarında boş kalan otlaklar köylüler tarafından işlendi ya da sancakbeyleri tarafından timar olarak dağıtıldı.
Batıya yönelen göçün bilinen ilk belgeleri 17. yüzyılın başına aittir. 1602 tarihli bir hükümde Halep, Maraş ve Erzurum eyaletlerinden kalkan Bozulus, Halep Türkmenleri ve Danişmendlü cemaatlerinin Karaman ve Anadolu eyaletlerine geçtiği bildirilir. Aynı yılın bir başka hükmü, Bozulus’tan ayrılan grupların Balıkesir, Aydın, Saruhan, Menteşe, Hamid, Teke ve Biga’ya, ayrıca bazı Ege adalarına kadar ulaştığını gösterir [4]. Yaylak ile kışlak arasındaki mesafenin uzunluğu ve yolların arızalı oluşu da göçün sebepleri arasında gösterilir [5]. Divan’ın cemaatleri eski yurtlarına geri göndermek için çıkardığı emirler sonuç vermedi. Bozulus, Yeni İl ve Dulkadırlı topluluklarından daha doğuda yaşadığı hâlde batıya ilk göç eden il oldu.
1540’ta Bozulus’un Nüfusu Ne Kadardı?
1540 tahririnde Bozulus’ta 7.325 evli ve 688 bekâr olmak üzere 8.013 kişi kayıtlıdır; bunun 4.994’ü asıl Bozulus’a, 3.019’u Dulkadırlı grubuna aittir. 1949 tarihli Bozulus çalışmasında her evli erkek için 5 kişilik bir aile hesabıyla toplam nüfus yaklaşık 40.000 olarak tahmin edilmiştir. Dulkadırlı Türkmenlerinin yurtlarını inceleyen bir çalışmada ise aynı 7.325 rakamı “vergi hanesi” olarak verilir ve bunların 2.757’sinin Dulkadırlı olduğu belirtilir [8]. Tahrir defterlerinde evli erkekler hane reisi olarak yazıldığından “evli” ve “hane” ifadeleri aynı birimi gösterir. 8.013 rakamı vergi mükellefi erkekleri yansıtır; toplam nüfus tahmini, hane başına kabul edilen kişi sayısına göre değişir.
Orta ve Batı Anadolu’da Bozulus
1613 tarihli belgeler, Bozulus cemaatlerinin artık Anadolu ve Karaman eyaletlerinde kışlayıp yayladığını gösterir. 17. yüzyıl içinde topluluk 3 ana grup hâlinde yerleşti:
- Ankara grubu: Tabanlu başta olmak üzere Şeyhlü, Bayatlu ve Bayrambeylü cemaatleri ile Pürnek boyunun bir kolu. Pürnek’in asıl kısmı Sivrihisar yöresindeydi.
- Karaman grubu: Akşehir yöresinde Avşar, Karabağlu, Armutlu, Şereflü ve Danişmendlü cemaatleri.
- Kütahya-Karahisar grubu: Oğulbeylü başta olmak üzere Köçeklü, İzzeddinli, Kürt Mihmatlu ve Gündeşlü cemaatleri. Bu grup 19. yüzyılın ortalarına kadar “Aşiret-i Bozulus” adıyla idari birliğini korudu.
Devletin 1673’teki bir teşebbüsünden sonra Akşehir, Afyon ve Kütahya hattındaki Bozulus toplulukları yeniden dağıldı. Bir kısmı Karesi, Saruhan, Aydın ve Menteşe’ye, bir kısmı Rodos’a ve bazı adalara geçti. Kürt Mihmatlu boyundan bazı cemaatler İzmir yöresine gelerek Kuşadası’nda ev yapıp yerleşti.
Aydın’daki Bozulus Türkmenlerinin vergisi 862.860, Ankara’dakilerin 827.700 akçe idi; Rum eyaletinde (Tokat-Sivas yöresi) kalan Bozulus Türkmenleri ise 233.980 akçe ödüyordu.
Osmanlı Devleti 17. yüzyılın sonuna kadar Bozulus’tan askerî açıdan düzenli biçimde yararlanmadı. 1683 Viyana bozgununu izleyen savaşlar sırasında, 1689-1690’da Bozulus boybeyleri ve kethüdaları Konya’ya çağrıldı ve sefere katılmaları için söz alındı. Bozulus cemaatleri Anadolu’da eşkıya ve mütegallibenin bastırılmasında da kullanıldı.
Bozulus Türkmenlerinin kayıtlı 4.273 devesinden 1.052’si Oğulbeğlü aşiretine aitti; bu develer orduların ağırlıklarını ve limanlara giden yükleri taşıyordu. Ankara mahkeme kayıtlarında bölge “Tabanlı Kazası” ya da “Bozulus nâm-ı diğer Tabanlı Kazası” adıyla geçer. 1810’da Bozulus kazasındaki Tabanlu aşiretinin beyliğine İbiş Bey getirildi.
Kaynakça:
- Faruk Demirtaş, “Osmanlı Devrinde Anadolu’da Oğuz Boyları”, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, c. 7, sy. 2 (1949), s. 321-365 (s. 335).
- Yaşar Baş, “Çapakçûr Köprüsü Geçiş Mukataası Üzerine Bazı Tespitler”, Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, c. 12, sy. 47 (2013), s. 297-309 (s. 302).
- Abdullah Saydam, “Sultanın Özel Statüye Sahip Tebaası: Konar-Göçerler”, Süleyman Demirel Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, sy. 20 (2009), s. 9-31 (s. 25).
- Halil İnalcık, “The Yörüks: Their Origins, Expansion and Economic Role”, Cedrus: The Journal of MCRI, vol. 2 (2014), pp. 467-495 (p. 479).
- Emine Erdoğan Özünlü, “Osmanlı ve Kırgız Konargöçerlerinde Yurt”, bilig, sy. 71 (2014), s. 169-178 (s. 171).
- Faruk Demirtaş, “Bozulus Hakkında”, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, c. 7, sy. 1 (1949), s. 29-46 (s. 42).
- Ahmet Köç, “Osmanlı Taşrasında Konargöçer-Devlet İlişkisi: Ankara’da Tabanlı Türkmen Aşireti’nin İskânı”, Yeni Fikir Dergisi, y. 8, sy. 17 (2016), s. 93-120 (s. 95).
- Arif Sarı, “Dulkadirli Türkmenlerinin Yurtları Hakkında”, Türkbilig, sy. 35 (2018), s. 29-40 (s. 37).

