Uzun Hasan’ın Annesi Sâre Hatun Kimdir?

» » Uzun Hasan’ın Annesi Sâre Hatun Kimdir?

Sate Hatun'un günümüzdeki bir dizideki canlandırma hali.

Sâre Hatun (Saray Hatun), 15. yüzyılın ortalarında Doğu Anadolu’da Akkoyunlu hanedanı adına Karakoyunlu, Memlük ve Osmanlı saraylarına elçi olarak giden bir Akkoyunlu hatunudur ve Uzun Hasan‘ın annesidir.

Sâre Hatun, Akkoyunlu Devleti‘nin kurucusu Karayülük Osman Bey’in ağabeyi Pîr Ali Bey’in kızıdır [1]. Pîr Ali Bey’in babası Kutlu Bey idi. Sâre Hatun, amcasının en büyük oğlu Ali Bey ile evlendi.

Sâre mi, Saray mı?

Kaynaklarda adı Sâre, Sâra ve Saray biçimlerinde yazılır. Saray adı 14. ve 15. yüzyıllarda Türk-Moğol hanedanlarında kadınlara sıkça verilirdi: Timur’un eşlerinden biri Saray Melik Hanım, Karakoyunlu İskender Bey’in kızlarından biri Şah Saray Begüm adını taşıyordu. Bu örnekler, adın asıl biçiminin Saray olduğu görüşüne dayanak olmuştur. Harput’taki camisi ise 17. yüzyıldan beri Sâre Hatun adıyla anılır.

Sâre Hatun’un Kaç Çocuğu Vardı?

Sâre Hatun’un Ali Bey’den 7 oğlu ve 1 kızı oldu. Oğulları Cihangir, Hasan (Uzun Hasan), Hüseyin, Cihanşah, İskender, İbrahim ve Üveys’tir. Kızı Hatice Begüm’ü Uzun Hasan, Diyarbekir’e gelen Safevî şeyhi Cüneyd ile evlendirdi. Cüneyd 1459’da Diyarbekir’den ayrıldı ve 4 Mart 1460’ta Şirvanşah kuvvetleriyle savaşırken öldü; müritleri onun yerine Hatice Begüm’den doğan oğlu Haydar’ı lider seçti [2]. Safevî Devleti’nin kurucusu Şah İsmail, Haydar’ın oğludur.

Çocukları
7 Oğul: Cihangir, Uzun Hasan, Hüseyin, Cihanşah, İskender, İbrahim, Üveys.
1 Kız: Hatice Begüm (Safevî Devleti'nin kurucusu Şah İsmail'in babaannesidir).

Cihangir’in Elçisi Olarak (1450-1452)

Amcası Hamza Bey’in 1444’teki ölümünden sonra Akkoyunlu beyliğinin başına geçen oğlu Cihangir, Sâre Hatun’u birçok kez elçi olarak kullandı. Cihangir, Karakoyunlu hükümdarı Cihan Şah ile arası açılınca Memlük desteğini yeniden kazanmak için annesini Sultan Çakmak’a gönderdi. Halep valisi Sâre Hatun’u yolda durdurdu; Memlük sarayıyla yapılan görüşmelerin ayrıntısı kaynaklarda yer almaz.

Cihangir daha sonra Karakoyunlu beylerinden Rüstem Tarhan’ın önerisiyle annesini ve küçük oğlunu Cihan Şah’ın sarayına yolladı. Cihan Şah, Akkoyunlu kardeşlerden birinin bizzat yanına gelmesini istedi. Sâre Hatun oğulları adına bu güvenceyi vermedi ve Karakoyunlu sarayından eli boş döndü.

Cihangir ile Cihan Şah arasındaki pazarlık 1452’de Âmid Antlaşması ile sonuçlandı. Antlaşmaya göre Cihangir, Diyarbekir’de Karakoyunlu hâkimiyetini tanıyacak, kızını Karakoyunlu hanedanından Muhammed ile evlendirecek ve oğlu Murad’ı rehin verecekti [3].

Uzun Hasan ile Cihangir Arasında Arabuluculuğu

Uzun Hasan, ağabeyinin Âmid’den ayrıldığı bir sırada 1452’de şehri ele geçirdi ve Cihangir Mardin’e çekilmek zorunda kaldı. İki kardeş arasındaki çatışma önce annelerinin, ardından Cihan Şah’ın araya girmesiyle barışla bitti [4].

Sâre Hatun bu süreçte Mardin ile Uzun Hasan’ın ordugâhı arasında 2 kez elçi olarak gidip geldi. Uzun Hasan barışın şartı olarak Cihangir’in oğullarından birinin yanına rehin gönderilmesini istedi. Mardin halkının da barıştan yana olması üzerine varılan uzlaşmayla Diyarbekir Uzun Hasan’da, Mardin Cihangir’de kaldı.

Fatih Sultan Mehmed ile Görüşmesi (1461)

Sâre Hatun’un en çok bilinen elçiliği, Osmanlı ordusunun Sinop’tan sonra Trabzon’a yöneldiği 1461 yazına rastlar. Akkoyunlu heyetinde Çemişgezek beyi Kürt Hasan da vardı. Fatih Sultan Mehmed, Sâre Hatun’a “ana” diye hitap ediyordu. Sâre Hatun’un ricası ve Vezîriâzam Mahmud Paşa’nın aracılığıyla yapılan anlaşmaya göre Uzun Hasan, Osmanlı topraklarına ve Osmanlı himayesindeki yerlere saldırmayacak, Trabzon Rum İmparatorluğu’na da yardım etmeyecekti [5]. Trabzon alındıktan sonra şehrin hazinesinden bir pay Uzun Hasan’a gönderildi.

Fatih Sâre Hatun’u Neden Yanında Tuttu?

Fatih, anlaşmadan sonra Sâre Hatun’u ve Akkoyunlu elçilerini Akkoyunlu ülkesine geri göndermedi, Trabzon seferi boyunca ordusuyla birlikte götürdü. Uzun Hasan’a yazdığı mektupta annesinin ve elçilerin şehir alındıktan sonra iade edileceğini bildirdi. Fatih bu yolla sefer süresince Uzun Hasan’ın Trabzon’a yardım için harekete geçmesini önlemek istiyordu.

Memlük Sarayına Elçiliği (1466)

Harput, Dulkadırlı Melik Arslan’ın elinden Akkoyunlular’a geçtikten sonra Memlük sarayı ile Akkoyunlular arasında anlaşmazlık konusu oldu. Uzun Hasan, 1466’da Sâre Hatun başkanlığındaki bir heyeti Kahire’ye gönderdi. Sâre Hatun, Harput Kalesi’nin anahtarını Memlük sultanı Hoşkadem’e teslim etti; sultan onu büyük bir saygıyla karşıladı ve hediyelerle uğurladı [6].

Karamanoğulları İçin Fatih’e Başvurusu

1470’lerin başında Karamanoğlu şehzadeleri Pir Ahmed Süleyman ve Kasım beyler Osmanlı kuvvetleri karşısında Uzun Hasan’a sığınmıştı. Karamanoğulları’nın annesi olan Fatih’in halası, oğullarının affını istemek için Fatih’e gitmek üzere yola çıktı, fakat yolda öldü. Bunun üzerine Sâre Hatun Fatih’e başvurdu. Karamanoğulları’nın Uzun Hasan’ın himayesindeki sığınmacılar olduğunu ve akrabaya merhamet göstermenin dinî bir görev sayıldığını hatırlattı. Fatih bu ricayı geri çevirdi.

Sâre Hatun Ne Zaman Öldü?

Sâre Hatun’un ölüm tarihi ve mezarının yeri kaynaklarda geçmez. 1466’daki Kahire elçiliği ve 1470’lerin başındaki Karaman ricası, onun bu yıllarda hayatta olduğunu gösterir.

Kaynakça:

  1. Faruk Sümer, “Uzun Hasan”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. XLII, İstanbul 2012, s. 261-264.
  2. Tahsin Yazıcı, “Cüneyd-i Safevî”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. VIII, İstanbul 1993, s. 123-124.
  3. Vesile Şemşek, “Some Considerations on the Political Activities of Sara Hatun, the First Diplomat in Turkish-Islamic History”, The Journal of Social Science, c. 4, sy. 7 (2020), s. 349-358 (s. 352).
  4. Faruk Sümer, “Akkoyunlular”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. II, İstanbul 1989, s. 270-274.
  5. Remzi Kılıç, “Fatih Devri (1451-1481) Osmanlı-Akkoyunlu İlişkileri”, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, sy. 14 (2003/1), s. 95-118 (s. 100).
  6. Ayşe Atıcı Arayancan, “Akkoyunlu ve Karakoyunlu’da Kadının Devlet Yönetimi ve Diplomasideki Önemine İki Örnek: Hatun Can Begüm ve Sara Hatun”, Türkiyat Araştırmaları Dergisi, sy. 29 (2011), s. 285-301 (s. 293).
  7. Lajos Fekete, Einführung in die persische Paläographie: 101 persische Dokumente, haz. György Hazai, Budapest 1977, s. 109-111, lev. 23.
  8. Faruk Sümer, “Doğu Anadolu’da Moğol ve Türkmen Devirlerine Ait Bazı Tarihî Yapılar Hakkında Düşünceler”, Belleten, c. LIV, sy. 210 (1990), s. 631-640 (s. 631-632).
İlk yayınlanma tarihi: 19 Ekim 2026
Son güncellenme tarihi: 19 Ekim 2026

Bu makalede yer alan tüm bilgiler çeşitli resmi tarihi kaynaklardan faydalanılarak ekibimiz tarafından oluşturulmuştur. Detaylar için eksik bilgi bilgilendirme sayfamıza bakabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir